M. Pınar

“Nevrokop’tan yola çıkan paşanın akrabaları, anası babası öldürülmüş iki yaşında bir oğlan çocuğunu da yanlarında taşıyorlardı. Bulgar çetecilerin baskınından önce ana baba çocuğu yatak odasındaki ceviz dolaba saklamışlardı. Karanlıkta kalan çocuğun bir süre dolapta uyuduğu, birkaç saat sonra açlıktan ağlayarak uyandığı, ciğerleri sökülene kadar ağlamasına rağmen gelen giden olmaması üzerine dolabın kapısını iterek açtığı tahmin ediliyordu. Çünkü dolabın kapısı açıktı ve çocuğun saklanmadan sağ kalması mümkün değildi. Ana babayla birlikte, onu da diğer binlerce çocuk gibi öldürürlerdi. Çocuk emekleyerek oturma odasına kadar gitmişti. Annesi ve babası yerde yatıyorlardı. Annesi çıplaktı, memeleri açıktaydı. Çocuk annesinin yanına emekledi, onun süt vermesini bekledi ama annesi hiç kıpırdamıyordu. Bunun üstüne bebek annesinin kan sızan memesini ağzına aldı ve emmeye başladı. Akrabaları, bu halde buldukları çocuğu, annesinin memesinden ayırmakta zorluk çektiler. Çocuğun dudaklarına kan bulaşmıştı.”
Reklam
Dostoyevski Türklere takmış kafayı :)
“Bay Golyadkin, uykularında bile Tanrı'nın adını ağızlarından düşürmeyen Türklerin bir anlamda doğruyu yaptığını söyledi. Bazı âlimlerin Türklerin peygamberi Muhammed hakkında attıkları iftiralara katılmadığını ve onun kendi çizgisinde önemli bir politikacı olduğunu söyleyen Bay Golyadkin, konuyu bir derlemede okuduğu Cezayir'deki ilginç berber dükkânına getirdi. Misafir ve ev sahibi Türklerin saflığına oldukça güldüler; ama afyonun etkisiyle şahlanan fanatikliklerini övmeden geçemediler...”
Merak ettim.
“Bu önemli keşfi yapan Bay Golyadkin'in aklına Muhammed peygamber soyundan geldiklerini belirtmek için yeşil sarık saran Arap emirlerinin, bu sarıkları çıkarmaları halinde çıplak, saçsız başlarının ortaya çıkacağı geldi. Sonra, muhtemelen kafasındaki fikirlerle Türkler arasında özel bir bağlantı kurarak, Andrey Filippoviç'in giydiği çizmelerin, çizmeden çok Türk işi çarıklara benzediğini düşündü.” Golyadkin’in dahası Dostoyevski’nin kafasındaki fikirleri ve Türklerle nasıl bir bağlantı kurduğunu merak ettim doğrusu. Zira Arapların sarığından Türklerin çarığına hızlı bi geçiş yapmış.
Bay Golyadkin: “İmalı sözlerden de hoşlanmam; ikiyüzlülüğe de tenezzül etmem; iftiradan ve dedikodudan tiksinirim. Maskeyi sadece maskeli balolarda takarım, insanların arasında dolaşırken değil. Size bir şey soracağım Krestyan İvanoviç, bir düşmanınızdan – hatta can düşmanım diyebileceğiniz birinden – nasıl intikam alırdınız?” Alıntı Şuradan Öteki Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
8/10
·484 syf.·
2018 30. kitabı
Alıntı yapılabilecek öylesine güzel anektodlar vardı ki kitapta iBooks’ta okurken bir sürü not kaydettim telefonuma. Şimdi kitabı bitirmiş ve etkilenmiş olmanın verdiği keyifle notlarıma dönüp bir kaç gün sürecek araştırmalar yapıp yeni okumalara yönleneceğim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Reklam