Şimdi size veda etmeliyim, hava neredeyse karardı, artık bir şey göremiyorum. Elveda Johannes, her gün için teşekkürler. Bu dünyadan göçüp giderken son nefesime kadar size teşekkür edeceğim ve yol boyunca kendi kendime isminizi söyleyeceğim. Tüm yaşamınız güzel geçsin, size yaptıklarımdan dolayı beni bağışlayın, dizlerinize kapanıp sizden özür dileyemediğim için affedin. Bunu şu anda kalbimde yapıyorum. Güzel yaşayın Johannes, ebediyen elveda. Bir kez daha, her bir gün ve an için teşekkürler.
Elimden başka bir şey gelmiyor
Sizin Victoria'nız
"De here kurê kerê, hûn dibêjin qey inşaat yuksek mihendisi ye, endezyarê mêrgê, " (De git eşşeoğlu, sanırsın yüksek inşaat mühendisidir, çayır çimen mühendisi).
Bir kayanın ucunda oturup eteklerini taşlara yayarsın. Yüzünü yalayan rüzgarla kirpiklerini kapayıp parmaklarının arasında sımsıkı tuttuğun saçlarıma rüzgarın ıslığını dinletirsin.eğilip bir uçuruma adımı bağırırsın sonra. Sesinin yankısını beklersin. Ama rüzgar uçuruma seslendiğin adımın yerine sana başka bir ad söyler. Yıllar sonra adını çağırdığımız kimse aynı kalmaz çünkü.
Bu kez Victor Hugo'nun romanını açtım:
"Hıristiyanlıkta cehennemin simgesi ateştir. Çok tanrılı dinlerde de yine ateştir. İslam'da da ateştir. Hintliler için de cehennem ateştir. Dinler açısından bakıldığında sanki tanrı,sadece insan pişiren bir ızgara kebapçısıdır.