İnsan bugüne kadar görülmemiş bir biçimde içinde yașadığı topluma bağımlıdır.Öyle ki gücünü ve değerini bireyselleşmekten alan özel tecrübelerini bile kendi başına yaşayamaz olmuştur.
Bir koltukta kitap okusa kitapla baş başa kalamaz; önce nasıl okuduğunu, sonra ne okuduğunu insanlarla paylaşmak ihtiyacındadır.
Başkalarının beğenisine sunduğu tecrübesinin
manasını artık kendisi değil, beğenisini umdukları
belirlemektedir. Kitabın satırlarında yapacağı
en doğru paylaşımı aramakta, yaşadığı güzel
bir anın kendi içinde akmasına izin vermeyip
o anın başkaları için ne kadar çekici olduğuna
kafayı takmaktadır. O hâlde bu sözünü ettiğimiz
bireyin kararlarında hür olduğunu düşünmemiz
mümkün değildir. Zira kendi acısını sevincini, normlarını toplumun anlık onayına sunmuş, âdeta belge alır gibi her yaşamasını başkasına tasdik
ettirmektedir.
Kendini sürgit ötekilerin bakışıyla tanımlayan bu yeni insan tipolojisinin bireyselleştiği kabulü doğru olamaz.
Başar Başaran