Toplumumuz bireylerinde oldukça yaygın bir biçimde görülen bir olgu da, kendi zamanının yönetim sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenememiş olmaktır. Ne var ki, eyleme geçmeyi ertelerken organizmanın harcadığı enerji, bu eylemi gerçekleştirerek harcayacağı enerjiden çok daha fazla olduğu gibi, kişinin kendine saygısı azalmasına da neden olur. Çünkü en sonunda eyleme geçmek zorunda kaldığımızda bu artık kendi seçimimiz olmaz. Kendi seçimimizin dışında sürüklenmiş olmanın bedeli ise mutsuzlukla ödenir. Hepimizin içinde var olan tembele de fırsat tanımalıyız, ama zamanını iyi seçerek. Bazı durumlarda ise eyleme geçmekten tümden vazgeçer yapamam ki beceremem ki gibi gerekçeleri kullanırız. Oysa Bir şeyi denemeden beceremeyeceğimizi nasıl bilebiliriz. Yenilgi ile yüzleşme korkusuna tutsak olmak ise daha büyük bir yenilgidir.