İnsan başkadır: habire yeni gereksinimler yaratır, hiç doymaz. Örneğin para insanın müthiş bir buluşudur, onunla da hiç yetinmez. Öyle ki, handiyse sonsuz bir gelişmeyi gereksiniyormuş, onu ancak sonsuzluk doyururmuş gibidir.
Ama aynı zamanda, insan -göründüğü kadarıyla da, yalnız o- sonluluğun, özellikle ölümün bilincindedir. Bu ikisi birarada insanın trajik bir bilmece gibi görünmesine yol açan bir gerginlik yaratır. Ulaşamayacağı birşey için varmış gibidir insan. Öyleyse onun anlamı, yaşamının anlamı nedir? Platon'dan beri büyük filozoflarımızın en iyileri bu bilmeceyi çözmeye çabalamışlardır.