...Ama sabahleyin gene kalkmak, giyinmek, mahkemeye gitmek, yazıp çizmek, konuşmak gerekiyordu; eğer gitmeyip evde kalırsa, her biri başlı başına birer ıstırap kaynağı olan yirmi dört saatini evde geçirmek zorundaydı. Hem de kendisini anlayıp yakınlık gösterecek bir kişi bile bulamadan, ölümün eşiğinde tek başına yaşayarak ...
Toplumda şimdiki yeri de öyle değil mi? Açlıktan ölmeyeceğini biliyor, bu nedenle daha çok tembelleşiyor, har vurup harman savuruyor elindekini. Bu arada da hem bize para yetiştiriyor, hem de burjuvaziye gidiyor.