Kendimi bildim bileli okuyan, yazan, çizen, sorgulayan ve merak edip merakımı kovalamaktan zevk alan birisiyim. Henüz öğrenciyim ancak hayatın nereye süreceği belirsiz...
Murtaza Hüseyin Dilbas
Daha kendisini ancak dünden evvelsi gün bitirdiğim bu nadide yazma, kanaatimce her Türk cevherinin okuması gereken nadide bir eser... Ben baştan sona Ziya Gökalp hayranıyım aslında, bu kit'âbı da büyük bir şevkle, ilgiyle okudum. Kit'âbta yer alan Tat – Tawgaç vb. eski zamanlarda ceddimizin kavminden olmayanları ayırmak için kullandığı ifâdelere, tabiat ve çevreyi algılama biçimlerine, milletçe harsına, İslâmiyyet öncesi inançları ile millî efsanelerine değiniyor. Bu eserin bir mücevher, irdelemenin ve idrâk ederek anlamanın her Türk ferdi açısından zaruri olduğu kanısı içerisindeyim. Ziya Gökalp 'in yazım üslubuna alışık olmayan toy kimseler için ağır gelecek olsa dahî okunulmaya devâm edilmeli, yarım bırakılmamalı ve anlaşılmaya çalışılmalıdır, özümsenerek çevreye yayılmalıdır.
Baştan belirteyim ki sonradan papaz olmayalım, ben farklı inanç ve düşüncelere düşman birisi değilim ve Satanistlere "Deri ceket giyip metal dinleyen ergenler sürüsü" gibi bir gözle de bakmıyorum. Bu konuda anlaştığımızı umarak şimdi incelemeye geçelim.
Başta Bülent Kısa'nın bu kitabı yazarken kaynak kullanmamasına çok takıldım ve her sayfasında bir şüpheye düştüm. Tamam, yalan konuşmayacağını ve durduk yere bir palavrayı bizlere satmayacağını düşünüyorum ama bir kaynak mı verseydi hani? Dedikleri doğru olsa bile teyit etme şansı bulurduk belki. Neyse...
Kitap kaynaksız olmakla da kalmıyor, bir de üstüne içerisinde farklı farklı alıntılar içeriyor. Açıkçası İngilizce literatür taramasıyla da tam metinlerine kimi zaman ulaşamadığım alıntılara kitapta boy boy yer vermesi hoşuma gitti. Keşke diyorum, bir de bu alıntılarının felsefî temellerine de mi inseymiş? Evet, biraz değindiği olmuş ama beni tatmin etmedi.
Kitabın okuyucuya bir ön bilgi verdiği ve tam olarak açıklayamadığı baş sayfalarda zaten belirtilmiş olsa bile yine de ben tam olarak bir ön bilgi bile veremediğini düşünüyorum. Bir de hele girişin de girişinden alması yok mu?.. Ben Satanizm öğreneceğim diye kitaba başladım, oldukça da hevesliydim. Hani dedim, belki birazdan giriş yapar... Ben ne zaman giriş yapacak diye beklerken kitap eridi bitti, giriş miriş yapılamadı.
Belki bilgi seviyesi sıfır olanlar için bile ancak ortalama bir giriş kitabı olabilir ama aşağı yukarı bir şeyler bilen birisi için kesinlikle önermiyorum. Sanıyorum kitapta da buna benzer bir söz vardı ya, neyse.
Son olarak içinde çok fazla imla hatası var. Eğer siz hiç yazım hatalarına katlanamayan birisiyseniz kitaptan mümkün olduğu kadar uzak durun çünkü okurken kriz geçirme ihtimaliniz çok çok yüksek...
Tarık Buğra 'nın bütün kitaplarını okumuş birisi olarak belirtiyorum ki kitap diğer kitapları gibi oldukça güzel. Gerçi ben Tarık Buğra'ya ait olup kendisini sevdiremeyem - Yalnızlar dışında- bir kitap görmedim.
Tarık Buğra'nın bütün kitapları oldukça güzel ve başarılı. İyi bir konu seçcisi, güzel bir hikâye anlatıcısı olan Tarık Buğra'nın günlük hayattan karakterlerle işlemesi de sanki o karakterin senmişsin, benmişim.. herkesmiş gibi hissetmesini sağlıyor. Eser güzel, özellikle Türkiye'nin Çok Partili rejime geçiş süreci olsun, karakterlerin konuşmaları olsun... Hepsi baştan sona güzel, özellikle sonu çok güzel. Sanıyorum Tarık Buğra'da bu hep var, vurucu bir sonla bitirmeyi seviyor ve bu'da bana çok hoş geliyor.
Kısacası okuyun, okutun. Büyük bir yazardan çıkma güzel bir eser.