Gözlerini açtı, onu gördüğümden beri ilk kez konuştu. "Ben bir insandım abla" dedi, son sözleri de bu oldu zaten, başka birşey demedi. Onun küçük bedenini gömmek istedim, kayalar çok sertti, kazacak toprak yoktu yoksa tırnaklarimla kazardım. Çaresiz oradan taşlar kayalar topladım, Nergis'in üstünü onlarla kapladım.
Bu insanların hepsi sizin politikalarınız yüzünden burada derdim ona, daha doğrusu sizin değil de devletlerinizin, ne hakkı vardı savaş ucaklarinizla, askerlerinizle, uçak gemilerinizle okyanus aşarak bu insanların ülkesini yakıp yıkmaya, zaten kanayan Ortadogu topraklarini daha da kanatmaya, kitle imha silahları var yalanıyla dünyayı kandırarak, milyonlarca insanın evini başına yıkmaya, bizim topraklarımızı terör belasına boğmaya!
Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeniyle karışınca bu devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir.
Biz, sapkınları bize direniyor diye yok etmeyiz; direndikleri sürece asla yok etmeyiz. İnançlarından döndürür, kafalarının içini ele geçirip yeniden bicimlendiririz.