Maya Ayşe olmuştu. Mari, Semahat olmuştu. Nadia, Katharina olmuştu...
Doğdukları adları bile kullanmalarına izin verilmemişti bu üç kadının...
Evet amacımız, insanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği olmalıdır. Irk, din, cinsiyet,renk, siyaset gibi sıfatlarına göre değil, insanın insan olma yetisine niteliğine göre olmalı.
Seranad beni sanki tuttu bi sarstı, kendine gel, tek düzelikten çık, kabuğundan sıyrıl, sadece bakma gör aynı zamanda....
Mavi alay, Kızılçakçak gölü, Drau nehri
Struma..
Maximilian Wagner'ın dediği gibi, her iktidar öldürür mü?
Dolaylı yollarla da öldürülmez mi insanlar...
İkinci dünya savaşı sırasında yaşanan acı hayatlardan sadece üç tanesini anlatıyor. Ama bu üç tanesi bile içinizden bir şeyler koparıyor.
Kıyılan insanlar, ölümler, göz yuman devletler, eli kolu bağlıymış gibi oturan iktidarlar...
Kitap sadece biyografi türünde aşk anlatılan bir roman değil, aynı zamanda yüzümüze geçmişi, örtbas edilen, gün yüzüne çıkarılması istenmeyen, utançları tokat gibi çarpan bir yapıt.