Rüzgâr mı dedim..
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim..
Hemen düşüncelere dalmalısın.
Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.
Böyle bağırmanın kalbime daha keskin ağrılar saplamaktan başka bir işe yaramadığını ve de ciğerlerimdeki kısıtlı havanın çoğunu tükettiğini anlayana kadar feryat figan bağırdım.
Mizaç olarak, yaşamaya her daim o kadar arzuluydum ki hala burada olmamın, yemek yememin, düşünüp hayal kurmamın, içimdeki muhtelif kişiliklerin hikayesini yazmamın ve uzun soluklu varlığıma kısa bir ara verecek malum ipi beklememin sebebinin yaşama arzusu olduğunu düşünüyorum bazen.