Satırı öyle sallıyordu ki, sanki ortaçağda yaşayan fındık kafalı minik insanların kellesini uçuran dev bir masal celladıydı. Şekerleme tezgahında kan gövdeyi götürüyordu.
Ellerini ver, öpeceğim.
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ver ellerini..
Seni öldüreceğim.
Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ver ellerini..
Seni öldüreceğim.