O halde siz varın, Allah'ın sıfatına, meleklerine, göklerine ve sırlarına sahip olan birinin bilme zevkini düşünün. İşte gerçek ilmin lezzeti burada Kemal'e erer; akıl, Allah'ın ilmine vakıf olduğu derecede lezzet devşirir. Kişinin bildikleri ne derece şerefli ve yüce ise aklı da o derece yüce ve şerefli bir meşgale edinmiş olacaktır. Eğer kişinin kalbinde Allah'ın ilmine dair şerefli ve yüce marifetler var ise o zaman kalp Allah'ı bulmuş olur ki gerçek bilmenin gayesi de budur.
... lakin ardına düşülecek akıl bizlere Allah'ı ve eşyanın hakikatini bulduran akıldır.Gönül ise her şeyi
hakikati ile bilmekten yüksek bir zevk duyar.
Ne kadar kötü olursam olayım, şeytanın yöntemlerinden hangisini kullanırsam kullanayım çocuğa ve gemiye işlemiyordu. Belki de bütün bunlar duvar yüzündendi ve duvarı tamir etmeden ne amacıma ulaşacak ne huzur bulacaktım.
Üstadı(Molla) arayışlarım böyle başladı.