Hülya Güneş Aksan

Hülya Güneş Aksan
@Madamede
raison d'étre'i (v.s)
Alıntı cenneti bir kitap*
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 50. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 17:24
Nietzsche ve Breuer aynı yıllarda yaşamış kendi alanlarının iki dehası gerçekte mi karşılaşmadılar!... 1882 yılında geçen olay örgüsünde kahramanlar ve hayatlarına dair anlatılanların her biri gerçek. Ve bu gerçeklik kitabın inandırıcılık noktasında dönemin özelliklerini, hayatların tutucu ve özgür yanlarını anlamanızda çok yardımcı oluyor. İrvin D Yalom' un, Psikanalizin kurucularından Dr. Josef Breuer'i ve zamanında değil belki ama günümüzde dünyanın her yerinden okur kitlesine ulaşmış ünlü filozof Prof. Friedrich Nietzsche'yi zıt kutupların çekimi gibi kaçınılmaz bir dr- hasta ya da aziz iki dost ilişkisi içine sokması da; Sizi, bu iki karekterin müthiş beyin fırtınaları kadar bunu yazan beyine de fazlasıyla hayran bırakıyor. Dr. Breuer, kırklı yaşlarında Psikanaliz'de çığır açan yeni yöntem ve tekniklerin sahibi, güzel bir eşi, beş çocuğu ve her türlü imkana sahip bir hayatı var. O ise kendisini doğal seçimlerinin sorumluluğunda (aile- hastalar-öğrenciler) ya da kendi tabiriyle karısının pençeleri arasında boğulmak üzere hissedecek ve çareyi genç, özgür hastası Bertha' nın kollarında arayacak kadar aciz hissetmekte. Nietzsche ise tüm tabuları yıkmış, 'bulmak için önce her şeyi kaybetmeği' çare olarak gören ihanetle ümitsizliğe, intihara yaklaşmış ünlü bir filozof. Aynı ateşle kavrulan iki erkek, bir araya gelirse yanan ateş iyice alevlenir her ikisini de kül eder. Kim doktor, kim hasta kim ilaç, kim deva olabilir ki bu Olasılıksız da?..Kitap tam bu paradoxta yakalıyor zihinlerimizi biz daha imkansız bu iki adam bir araya nasıl gelicek diye kafa yorarken sabırları, inançları, akılları, kalpleri zorlayan felsefede dimağlarınızı coşturacak müthiş fikirlerin arenasında düellonun ortasında buluşturuyor yazar okurları. Zirveye çıkmadan ne
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Asalet olsun bu defa!..
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2021 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 13:28
İzmir'in ısıtan kış güneşi, esen serin meltem, gözümü şenlendiren begonvillerdi korneamdan beynime damıtılan an ya da... Beynim elle dokunulur bu gerçekliğe rağmen , Serenad dendiğinde; Şile' de denizden ve kardan gelen fırtınanın kesişiminde kemanı elinde tek aşkına son serenadını yapan o mavimsi, berrak görüntüdeki adam mıydı içimde daha etkin olan bilemedim; gizli bir yerlerde, varlığına her defasında şaşırdığım incileri, göz yaşlarını akıtarak geçen... Sevgiyi ararken acıdaki asalete vurulanlardanım ben de. Çünkü zorluk insani güzelliği hamlıktan kurtaran yegane güçtür. Serenad da etkin bir kalemden çıkan sadece insan olduğu için dili, dini, ırkı farketmeksizin aynı tarihsel acı eşiğinde sıkışan hayatların öyküsü. Üniversite'de memur olan Maya'nın hava alanında misafiri Alman Prof. Maximilian Wagner'i karşılaşmasıyla başlıyor hikaye. Olayların akışı ve etkileyiciliği, zulüm karşısında alınan hayati asil kararlar, verilen mucadelelerde elden kayan aşklar ya da denizden çıkarılan sevdalar çok titiz ve güzel işlenmiş. Gerçek tarihi bir kıyım olan, masum 800' e yakın Yahudi'nin ölümüyle sonuçlanan Struma Fâciası'nı (1941) konu ediniyor kitap. Ve tabi bu arada baş karakter Maya' nın öğretmenim dediği Max ile hayatının anlam kazanması, ebediyete göçen bir aşığa son vazifenin yapılmasında göze alınan bir mücadeleyi,bir kadının gücünü gösteriyor bizlere. Okuduklarınızın üzerine ekleyebileceğiniz güzel bir kitap.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015164,2bin okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 16:09
İlk cümlesi tam da şöyleydi : "Bize kalırsa aşkı tanımayan bir okuyucu bu kitabı hiç okumamalıdır. " İskender Pala "Bilimsel çalışmalar yaparak yüce makamlara erişmek, asla olmayacak bir hayal imiş... Dünyada her şey aşktan ibaretimiş; bilim ise yalnızca kuru bir dedikodu..." Fuzulî Bu iki cümle arasında anlam arayışını tamamlayan; bilim için var olduğunu zanneden Leyla ile Mecnu'nun ve Kays'ın ve Aşk'ın öyküsü aslında. Nice şairler, nice tenler, nice sesler, nice gözyaşları, nice kanlar gördün ey aşk!.. Aşkı mı sordunuz, cevaplayayım o halde: Biri Kays, Leyla'nın ezeli âşığı bütün âşıkların özendiği Mecnûn yani. Efendim Fuzulî'nin kölesi Mecnûn. Bir diğeri Babil'in, Buam' ın ve onun tabletlerine kazınan şifrenin uzaya çıkış anahtarının aşığı bir bilim adamı. Diğeri ise, ne cana can ne de yola derman olamayacak kadar aciz bir taşa(altına) aşık, uğruna Kays'ı, tableti parçalayacak kadar gözü dönen adamın, hırsızın ve hırsın aşkı. Bir köle, bir kör ve bir sağır tek başına bu hikayede.Bu romanda bir kazanana ya da kaybedene rastladığımı söyleyemem onca mücadele ne uğrunanaydı? Ama yine de yaşayan bir kalbiniz varsa aklı da dost edinmişse her zaman bir şans vardır... Bende bıraktığı soru, acaba hayat aşkı yaşamak için yeterli zamana sahip miydi?!.. Hangi avuçlar bu koru tutacak kadar güçlü, onu yeşertecek kadar ömür feda edebilirdi?..
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
7/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2021 46. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2021 19:22
Kitabın ilk ve son cümleleri şöyleydi: " Ama biz sizden kadınlar ve kurmaca üzerine konuşmanızı istemiştik, bir oda ile ne ilgisi var, diyebilirsiniz." "... Böyle bir hazırlık yapılmadan, biz bir çaba harcamadan, o yeniden doğduğunda yaşamasını ve şiirini yazmasını mümkün kılacak kararlılığımızı göstermeden gelmesini bekleyemeyiz, çünkü bu imkansız. Ama şuna inanıyorum ki, bizler onun için çalışırsak gelecektir, ve yoksulluk ve karanlık içinde bile olunsa böyle bir çalışma yapmaya değer." Kadının kendine ait bir dünyasının olması için, ben de Virginia Woolf'a katılıyorum; kendine ait bir odası, kağıtları, kalemleri, kitapları olmalı; bunların ulaşılabilirliği için de ekonomik gücü ve daha da önemlisi altında ezilmediği bir Soyadı! olmalı. Benim için felsefi bir kitap aslında, 90 yıl öncesinden dantellerin, loş ışıkların, bebek ağlamalarının, karanlık odaların, kadının 3. Sınıf muamelesi gördüğü, kimi zaman kendi haykırışlarının arasından sıyrılıp gelmiş günümüze de ne yazık ki yabancı kalmamış bir eser. Kitapta belki severek okuduğunuz o günün yazarlarına da inceden inceye eleştirilerle Kadını ve Kurmacayı anlatıyor bizlere.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
6/10
·266 syf.··
2021 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 02:36
Cesur Yeni Dünyalılar, normal insanı kabul etmemekte fazlasıyla haklıydı bir Vahşi'ydi (ya da adı John) insan ; çünkü zevkle şartlandırılmış, somalarla uyusturulmuş ve insanı halleri tiksindirici bulan koşullandırmalarıyla(Pavlov'un köpeği olduklarını bilerek ya da bilmeyerek) pembe insandı onlar! Insani olan her durum, ebeveynlik , tek eşlilik dahil tiksindirici, acı verici ve edepsizceydi. Günümüzün Yeni Dünyası da üst akılların elinde evrilerek kendilerince pembe insana dönüşürken; yaşlılardan kurtulma, nüfus azaltma, tek tipleştirme, erdemi, ahlakı sorgulamama ve dahalarıyla normal gözlüğünü iyiden iyiye taktı mı gözümüze? Hipermetropi muamelesine tabiyken inandık burnumuzun ucunu görmediğimize ve yanımızdan akıp giden hayatları, adaleti , erdemi göremez olduk.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma