Kitabın ilk ve son cümleleri şöyleydi:
" Ama biz sizden kadınlar ve kurmaca üzerine konuşmanızı istemiştik, bir oda ile ne ilgisi var, diyebilirsiniz."
"... Böyle bir hazırlık yapılmadan, biz bir çaba harcamadan, o yeniden doğduğunda yaşamasını ve şiirini yazmasını mümkün kılacak kararlılığımızı göstermeden gelmesini bekleyemeyiz, çünkü bu imkansız. Ama şuna inanıyorum ki, bizler onun için çalışırsak gelecektir, ve yoksulluk ve karanlık içinde bile olunsa böyle bir çalışma yapmaya değer."
Kadının kendine ait bir dünyasının olması için, ben de Virginia Woolf'a katılıyorum; kendine ait bir odası, kağıtları, kalemleri, kitapları olmalı; bunların ulaşılabilirliği için de ekonomik gücü ve daha da önemlisi altında ezilmediği bir Soyadı! olmalı. Benim için felsefi bir kitap aslında, 90 yıl öncesinden dantellerin, loş ışıkların, bebek ağlamalarının, karanlık odaların, kadının 3. Sınıf muamelesi gördüğü, kimi zaman kendi haykırışlarının arasından sıyrılıp gelmiş günümüze de ne yazık ki yabancı kalmamış bir eser.
Kitapta belki severek okuduğunuz o günün yazarlarına da inceden inceye eleştirilerle Kadını ve Kurmacayı anlatıyor bizlere.