"Yarattığın gerçek adalet, korkularının sesidir." Ya da " Yarattığın gerçek adalet, vicdanının ve vicdansızlığının sesidir." Belkii " Yarattığın gerçek adalet ,kalbinin sesidir."
Helin bir başkasına, Nöbetçiler bir diğerine, Koza ise bir farklısına inandı...
Sokak Nöbetçileri kimisine göre gerçekten iyiyken, kimisine göre en kötü kitaplardan birisi olabilir.
Bana göre kötü yönleri bir kaç tane. İlk önce onlarla başlayalım.
En başta fazlasıyla şiddet öğesini içeriyor ve bu bir yaş sınırı belirliyor. Ardından cinsel öğeler ve bel altı, diğer bir tabirle sokak ağızı çok yapılıyor. Aslına bakılırsa normal hayatta sokak ağızı muhabbetlere dahil olduğum için beni rahatsız etmedi fakat sizleri rahatsız edebilir. Bir de Mutlu'nun sürekli Grey göndermesi yapması bazen " Eh yeter yani" olmanıza neden olsada bence kötü bir yön olarak geçmeye bilir.
İyi yönlerini konuşalım...
Sokak çocuklarını neredeyse hiç birimiz tam olarak anlamayız ama kitap bunu güzel yansıtmış. Hem çocukları hem de bazı sorunlu düşünceleri, insanları başarıyla yansıtmıs. Ayrıca gerçekten okurken kahkaha atmamak için kendinizo zor tutuyorsunuz ve bir yerden sonra patlıyorsunuz.
Son olarak baş rolleri tanıtmak istiyorum. Bunuda hem yazarın tabirleriyle hem kendi tabirlerimle yapamak istiyorum.
İlk Nöbetçiler:
Birinci Sokak Nöbetçisi, Bartu Sarca: Gurubun zayıf halkası. Neredeyse otuz yaşında. Gurubun zayıf halkası çünkü Bartu öfkeli. Hem de çok öfkeli. Herkes onun öfkesini zayıflığı olarak görsede unuttukları bir şey var. Bartu'nun öfkesi ne kadar zayıflıkda bir o kadarda gücü. Bartu nöbetcilerin güçü.
İkinci Sokaka Nöbetçisi, Mutlu Saraca: Gurubun neşesi. En eğlencelisi ama benkide bir az hastasi.
Üçüncü Sokak Nöbetçisi, Işım Sarca: Mutlunu ikizi. İstenmeyen nöbetçi. Herkes Işık'ın Mutlu' ya engel