Sesinden tanıyordum kadınların mutsuzluğunu. Sanki seslerinin özel bir kokusu oluyordu, kıyılmış tütün kıvamında. Yanık gül yaprağı gibi kokuyordu sesleri. Daha ilk notasında alıyordunuz kokusunu, bezgin, mesafeli ve biraz da düşmanca..
Kadınları seviyorlar. Başlıkla ya da fuhuşla onları bir biçimde satıyorlar. Kadın etinden bir sektör yaratıyorlar. Kimi "delikanlı"lar fuhuş sektöründe pezevenk, kimi iğfal fedaisi, kimi yoksul kadınlar da sermaye oluyorlar.
Bir cinsel objeye indirgenen kadın simgesi, dudakları, göğüsleri, kalçalarıyla reklam, tekstil hatta otomotiv sektörünün ve medyanın yegane materyali oluyor. Kadın eti, cinsel açlıklarında istismarıyla sistemin teminatlarından biri oluyor giderek.
Her kentte, mahallede, sokakta aşkı, zarafeti, mutluluğu hiç tatmamış nice kadın, "godu mu oturtan" adamlar tarafından intihar boğuntularına terk ediliyorlar..
Anahtar sözcük sevgi.
Dedim ya artık bu sözcükten tiksiniyorum.
Sünni olup Sünni'yi, Türk olup Türk'ü, Kürt olup Kürd'ü sevmek ve anlamak kolaydır; yüreğiniz yetiyorsa size benzemeyenleri, kendinizden ötesini sevin..