Sahabe neslini tanımak ne sadece bir vefa ne sadece bir tarihi malumat ne de sadece geçmişe dair bir özlemin ifadesidir. Sahabe neslini tanımak, Allah'ı, Peygamber'i, Kitab'ı dolayısıyla İslam'ı tanımanın en doğru yoludur.
Mahalle medeniyet ile kültürün, milletin asırlar içinde süzüp aldığı ilkelere, tecrübeye, acı ve sevince, ahlaka, mimari ve estetiğe, adalet ve merhamete, hizmet ve hürmete, devlet ile münasebete dayanan bağımsız bir birim idi.
Biz burada yazıyı kağıda dökerken gayet rahat "gitti-geldi" diyoruz; siz bir de sevda çekenlerin ayrılık acısına, hasretine, ucu yanık mektuplarına bakın. Evet, kolay olmuyor yaşayan bilir; yine de bu hasretin tatlı tarafı var.
'Ait olduğu yerde atar insanın yüreği. Kimi zaman anne sıcağıdır evi kimi zaman yar göğsü. Bir gün bir şey olur kovulursun kalbinin attığı yerden. Hüznün baş kalesidir artık evim dediğin yer. Kovulmuşsundur en sevdiğinin yüreğinden. Kanatları gövdesine yapışık bir kuş misali, ağacın en yüksek tepesinde unutulmuşsun gibi.
Bir rüzgar eser her şey geçer. Alıştır kendini.'