Bir zaman vardı ya târih-i mukaddes modası. Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası, Mutlakâ eski tesâvir ile ziynetlensin,
Diye, ressam aratır hayli zaman bir zengin Biri peydâ olarak ben yaparım, der, kolunu Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşin salonu Sıvar amma ne sivar Sâhibi der:
-Usta bu ne? Kıpkızıl bir boya çektin odanin her yerine! -Bu resim, askeri basmakta iken Fir'avn'ın, Bahr-i Ahmer yarılıp geçmesidir Musâ'nın -Hani Musâ be adam?
-Çıkmış efendim karaya. -Firavun nerde?
-Boğulmuş.
-Ya bu kan rengi boya?
-Bahr-i Ahmer a efendim, yeşil olmaz ya bu da!
-Çok güzel levha imiş! Doğrusu şenlendi oda!
“Meşguliyetten daha iyi bir tedavi yoktur...”
Ebu Bekir Razi
"En bedbaht sıkıntılı muzdarib, işsiz olan adamdır; zira ki atalet: Vücud içinde adem, hayat içinde mevttir.
Sa'y ise: Vücudun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet!"
Bediüzzaman Said Nursî
"İnsan varoluşu her daim yenilenen bir tecelliyat yekûnudur"
İbn Tufeyl
"İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cem'iyetli meyvesi...ve kâinat sultanının ism-i a'zamına mazhar ve bütün esmasına en câmi' bir âyinesi..."
Bediüzzaman Said Nursî
Demek iman-ı billah hakikatı, hüccetleriyle hem melaikeye iman, hem kadere iman hakikatlarını dahi kat'î isbat eder. Güneş gündüzü ve gündüz güneşi gösterdiği gibi, imanın rükünleri birbirini isbat ederler.