Ali K.

Ali K.
İnsanın gölgesini okumak !!
Lisans
İstanbul
1366 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Füsûsu'l-Hikem Üzerine Bir Değerlendirme
Puan vermedi
İbnü'l Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem adlı eseri, İslam düşünce tarihinin en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı metinlerinden biridir. Eser, her bir peygamberi belirli bir hikmetin temsilcisi olarak ele almakta ve bu hikmetler üzerinden insan, varlık ve ilahi hakikat arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışmaktadır. Füsûsu'l-Hikem'i okurken karşılaşılan temel güçlüklerden biri, metnin yalnızca tasavvufi terminolojiye değil, aynı zamanda belirli teolojik kabullere de dayanmasıdır. İbnü'l Arabî, peygamberlik kurumunun ve vahyin hakikatini önceden kabul eden bir düşünsel zemin üzerinde hareket etmektedir. Bu nedenle eser, söz konusu kabulleri henüz sorgulama aşamasında olan bir okur için anlaşılması güç bir yapı sergileyebilmektedir. Eserin dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın kitabın ortaya çıkışını bir rüya ve manevi tecrübe ile ilişkilendirmesidir. İbnü'l Arabî, Hz. Muhammed'i rüyasında gördüğünü ve eserin kendisine bu tecrübe sırasında verildiğini ifade etmektedir. Tasavvuf geleneği içerisinde bu durum ilahi ilham ve keşf kavramları çerçevesinde değerlendirilirken, modern akademik yaklaşım açısından söz konusu deneyimin tarihsel olarak doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle eser, yalnızca içerdiği düşünceler bakımından değil, epistemolojik temelleri açısından da incelemeye açıktır. Füsûsu'l-Hikem'in en önemli özelliği, okuyucuya kesin cevaplar sunmaktan çok yeni sorular yöneltmesidir. Özellikle vahyin mahiyeti, peygamberlik kurumu, sembolik anlatımın sınırları ve mistik deneyimin bilgi değeri gibi konular eser boyunca tartışmaya açılmaktadır. Bu bağlamda Füsûsu'l-Hikem, benim için anlaşılmış bir metinden ziyade sorgulanmış bir metin olmuştur. Eserin düşünsel derinliği inkâr edilemez olmakla birlikte, ortaya koyduğu iddiaların kaynağı ve doğrulanabilirliği konusunda
Fususu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Ataç Yayınları · 20091,328 okunma
Ali K.
Japonların (özellikle de büyük felsefeci Toshihiko Izutsu’nun) İbn Arabî’ye ve onun başyapıtı Füsûsu'l-Hikem’e bu denli kıymet vermesi tesadüf değildir; çünkü Arabî’nin "Vahdet-i Vücud" felsefesi ile Uzak Doğu’nun Taoizm ve Zen Budizm öğretileri arasında muazzam bir ruh ikizliği vardır. İbn Arabî’nin "Hakk" kavramı Tao’yu, "İnsan-ı Kâmil" ideali ise onların "Gerçek İnsan"ını fısıldarken; dünyayı Mutlak Gerçek’in bir rüyası ve gölgesi olarak gören tasavvufi derinlik, Japon kültürünün o meşhur geçicilik ve varoluşsal hüzün algısıyla adeta ortak bir frekansta buluşur. Bizim coğrafyamızda bazen kısır dogmatik tartışmalara hapsedilen bu devasa varlık felsefesi, Batı’nın dünyayı keskin çizgilerle bölen katı rasyonalizmine karşı evreni tek bir nefes ve bütünsel bir uyum olarak gören Japon entelektüelleri için büyüleyici, evrensel bir felsefi sığınak olmuştur. Biraz kafa yormak isteyen herkes bu eseri her okuyuş da farklı anlamlar bulacaktır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yeşile Çalan Yalnızlık
Her şey, denizin dalgalarıyla içindeki fırtınanın birbirine karıştığı o puslu ikindi vakti başladı. Sahilde, bankta tek başına oturmuş, gözleri dolu dolu denize bakan ve sanki sessizce eriyen bir kadın gördüm. O hareketli, kıpır kıpır ruhumun altındaki o tanıdık yalnızlık sızısını hissettim onda; zihninin içindeki o durdurulamayan, sürekli bir cevap arayan ama bulamayan yorucu çırpınışı... Yanına yaklaşıp usulca, "İyi misiniz?" diye sordum. Başını kaldırıp yeşil gözlerini bana çevirdiğinde, kirpiklerinden süzülmek üzere olan bir damla gözyaşıyla, "İyi olmaya çalışmanın ne kadar yorucu olduğunu bilir misiniz?" dedi. O an anladım ki, ikimiz de dışarıya karşı neşeli maskeler takan ama içindeki boşluğu doldurmak için sürekli zihinsel oyunlar oynayan aynı iklimin insanlarıydık. "Çok iyi bilirim," diyerek gülümsedim ve ekledim: "Hatta bazen sırf bu yorgunluğu unutmak için insanlarla olmadık neşeli sohbetler kurar, kendime yapay eğlenceler icat ederim." Bu sözüm üzerine gözlerindeki o hüzünlü bulut dağıldı, yüzünde ince bir tebessüm belirdi ve "Ben Yasemin," dedi. Ben de "Ali," diyerek elini sıktım; o gün denizin kıyısında başlayan dostluğumuz, içimizdeki o bitmez tükenmez yalnızlık senfonisinin en güzel melodisi haline geldi. Aylar sonra, kafenin gürültüsünden uzakta, köşedeki masada yine karşılıklı oturuyorduk. Yasemin’in önünde, sayfaları hafifçe kıvrılmış Alamut Fedaileri duruyordu. Ben ise onun o bildik, derin yeşil gözlerine bakarak yine kendi iç dünyamın dehlizlerine dalmış, bir şeyler anlatıyordum. Kendimi onun gözlerinin yeşilinde kaybetmiş, ruh ikizim dediğim bu kadının derinliklerinde hayaller kurarken birden caddeden gelen acı bir korna sesiyle irkilerek kendime geldim. Toparlanıp gülümseyerek kitaba dokundum, "Hasan Sabbah’ın fedailerini o sahte cennetle nasıl
Duygu ve Düşünce
Şerife isimli okura yanıt verildi
Ali K.
Merhaba, çok teşekkür ederim. Elimden geldiğince öykü kısa kısa anı tarzında yazmaya çalışıyorum.
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2024 14:46
Kırmızı Pazartesi akıcı geçen 100 sayfa. Kitabın başında gerçekleşeceği bilinen bir cinayeti anlatıyor. Aynı zamanda kimsenin cinayetin işleneceğine inancı yok. Cinayeti bilenlerin zaten gerçekleşmeyecek düşüncesiyle öldürülecek olan Santiago Nasar'a bunu söyleme gereği duymuyorlar. Belki de söylememek işlerine geliyor. "Namus!" için bu cinayetin olması gerektiğini düşünüyorlar. "Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım." diye bir cümle geçiyor kitapta. Önyargı ile Santiago Nasar'ın dünyasını yerinden oynatıyor ikiz kardeşler. Gabriel Garcia Marquez cinayeti betimlemeleriyle insanın gözlerinin önüne seriyor. Harika kalemiyle yazdığı muhteşem bir roman. İnsanı içine çekiyor.
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Ali K.
yaşar kemal ait olan yılanların öcü adlı kitapla benzerlik yaşıyor, bu kitap