Ali K.

Ali K.
İnsanın gölgesini okumak !!
Puan vermedi·480 syf.··
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 02:10
·
Merhaba siz güzel insanlar . . Kitabın kalbi ve Halide Edib'in idealize ettiği Türk kadını profili olan Rabia, Doğu’nun saf ruhunu, el değmemiş vicdanını ve ilahi aşka yönelen sanatını (hafızlık ve mevlit kıraati) simgelerken, karşısındaki İtalyan müzik hocası Peregrini, Batı’nın mekanik akılcılığından, nihilizminden ve köksüzlüğünden bunalmış, anlam arayışındaki entelektüel çaresizliği temsil eder. Peregrini’nin Rabia’nın sesindeki o ilahi, mistik derinliğe aşık olup Müslüman olarak "Osman" adını alması ve onunla evlenmesi, iki medeniyetin birbirini yok etmek yerine birbiriyle olgunlaşabileceğinin edebi manifestosudur. . Yazar bu sentezi sadece iki ana karakterle sınırlı tutmaz, yan karakterlerle dönemin toplumsal katmanlarını adeta bir laboratuvar titizliğiyle inceler: Bir yanda saray bürokrasisinin yozlaşmış ama estetik yüzünü temsil eden Hilmi Bey ve onun Jön Türk hareketine göz kırpan isyankâr oğlu Peyami vardır; diğer yanda ise mahallenin neşesi, orta oyunu ustası, taklit yeteneğiyle toplumun aynası olan ama "kadın kılığına girdiği" için dışlanan, buna rağmen insanlığından ödün vermeyen Kız Tevfik (Rabia'nın babası) yer alır. Tevfik’in karşısında ise dinin bağnaz, şekilci ve çıkarcı yüzünü simgeleyen İmam İlhami (Rabia'nın dedesi) ile dinin tasavvufi, birleştirici ve hoşgörülü yüzünü simgeleyen Mevlevi Şeyhi Vehbi Efendi yer alır ki; yazar bu iki din adamı figürü üzerinden İslamiyet’in toplumdaki iki farklı yorumunun sosyolojik çatışmasını muazzam bir netlikle ortaya koyar. Keyif alarak okudum.
1000Kitap
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 01:53
Merhaba siz güzel insanlar;) Kitap; bir erkeğin neden bir kadın kadar empati kuramadığını ya da derinlemesine dinlemekte zorlandığını, kadının detaylarda kaybolan dünyasına karşılık erkeğin neden daha bütünsel ve genelci bir bakış açısına sahip olduğunu, trafikte erkeklerin neden çok daha çabuk parladığını ve hatta kadınların dünyayı erkeklerden çok daha zengin bir renk skalasıyla nasıl gördüğünü somut bilimsel deneylerle açıklıyor. Yazarın iki beyin yarım küresini birbirine bağlayan "korpus kallozum" köprüsünün kadınlarda daha kalın olduğunu; bu sayede kadınların duygu ve mantığı eşzamanlı işleyebilirken, erkeklerin neden tek bir işe (tünel vizyonuyla) odaklanıp dış dünyayı tamamen kapatabildiğini evrimsel avcı-toplayıcı kökenlerimizle temellendirdiği bölümler adeta ufuk açıyor. Kadının yuvayı koruma içgüdüsüyle gelişen geniş açılı (periferik) algısına ve kelimelerin arkasındaki satır aralarını okuma becerisine karşılık; av peşinde koşan erkeğin hedef odaklı, ani testosteron çıkışlı ve mekânsal zekaya dayalı yapısının trafikteki agresifliğe nasıl dönüştüğünü görmek, aramızdaki o görünmez algı duvarını tamamen yıkıyor. "Erkekler kadınların söylediği şeyleri düşünürken, kadınlar erkeklerin söylemediği şeyleri düşünürler" tespitiyle evliliklerden günlük diyaloglara kadar yapılan tüm hataların aslında birer "kusur" değil, anne karnındaki 8. haftadan itibaren şekillenen biyolojik birer "kod" olduğunu kanıtlayan bu çalışma; ilişkilerde birbirimizi yargılamak yerine bu yapısal farklılıkları tanıyıp daha anlayışlı, hoşgörülü ve sağlıklı bir köprü kurabilmemiz için herkesin kitaplığında mutlaka yer açması gereken samimi bir başucu eseri. Regl döneminde iken kadına hediye verilmez deniliyor kitap da... Sebebi ise şöyle diyordun; (Regl döneminde (özellikle kanamanın başladığı
1000Kitap
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
Bu kitabı herkes okumalı!!!
Puan vermedi·552 syf.··
2022 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2022 21:42
İsrail Başbakanı’nın Albert Einstein’dan Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamasını ve evreni açıklamasını istemesiyle başlayan kurgu, günümüzde bile dinlerine, kutsal emanetlerine ve mabedi olan Mescid-i Aksa'daki kazı çalışmalarına son derece bağlı olan Yahudilerin inanç yapısı düşünüldüğünde, o dönemde böyle bir sorgulamaya girişmeleri açısından mantıksal bir kurgu hatası barındırmaktadır; zira insanlık tarihi boyunca bilmediği her üstünlüğü Tanrı’ya atfederek ve her bireyin kendi belleğinde yarattığı farklı bir Tanrı algısıyla yaşamını sürdürse de din olgusu olmaksızın da evrendeki o muazzam zekayı, fizikçilerin yıldızların varlığını karbona bağlayan saniye saniye açıklamalarını ve Alman filozof Kant’ın "Tanrı bilinemez" agnostik yaklaşımını idrak edebilmektedir. Şeker Portakalı’nda Zeze’nin "İnsan birini unutunca içinden öldürür zaten" diyerek babası için kurduğu o çarpıcı mantık, aslında içimizde öldürdüğümüz bir Tanrı’nın gerçekte yok olup olmadığı sorusunu akıllara getirirken; bence mükemmel şekilde var olan yaratıcı, insanların inandığı biçimde, her yaramazlıkta surat asan ya da sürekli insanı izleyen koruyucu bir ihtiyar gibi değil, aksine insana irade ve duygu vererek yanlışı da doğruyu da kendi seçimine bırakan yüksek bir zekadır. Tıpkı William Shakespeare’in bir tiyatro sahnesine benzettiği dünya düzeninin kutsal kitaplarda ve bu eserde delillerle sunulan ışıkla var oluşu gibi, zekanın keskinleşmesiyle duyguların da bilinçleneceğine ve Kabe’ye yönelenlerden ateşe, güneşe ya da en eski ilkel inançlara kadar her yolun aslında tek bir öze çıkacağına inanıyorum; nitekim toprak nasıl her ekin için aynı topraksa, Tanrı da insanlığın en büyük Tanrısı olan sevgi gibi her yapıda var olmaya devam edecektir. İbn Arabi’nin Özün Özü kitabında belirttiği gibi,
1000Kitap
Tanrı'nın FormülüJose Rodrigues dos Santos · Pegasus Yayınları · 20143,834 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 6. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 13:46
Modern toplumsal tabuları ve romantize edilmiş sadakat algılarını tamamen rafa kaldırarak, insan ilişkilerinin perde arkasındaki acımasız mikroskobik savaşı gözler önüne seriyor. Yazar, antropolojik verilerle evrimsel psikolojiyi harmanlayıp hikayeleştirilmiş vaka analizleri üzerinden ilerlerken; aldatma, kıskançlık, cinsel çekim ve üreme stratejilerinin aslında ahlaki seçimlerden ziyade, genlerimizi geleceğe aktarmak için programlanmış spermlerin ve yumurtaların milyonlarca yıllık hayatta kalma mücadelesinin birer sonucu olduğunu savunuyor. Kadın ve erkek anatomisinin, partner seçimi ve "sperm rekabeti" (sperm competition) esaslarına göre nasıl kusursuzca evrildiğini anatomi ve biyoloji ekseninde deşifre eden kitap, aşkı ve şehveti romantik bir masal olmaktan çıkarıp bilinçaltımızın yönettiği bir üreme stratejisi savaş alanına dönüştürerek okuyucuyu insan doğasının en ilkel, en karanlık ve en gerçekçi dürtüleriyle yüzleşmeye zorluyor.
1000Kitap
Sperm SavaşlarıRobin Baker · Paloma Yayınevi · 2013112 okunma
Puan vermedi·374 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 21:28
Çocukluğunun dışlanmışlık ve yetimlik yükünü toplumun en altındakilerle sarsılmaz bir empati kurma zırhına dönüştüren, vahyin ağırlığı karşısında titreyen insani kırılganlığına rağmen vizyonundan asla vazgeçmeyen bu figür; Medine döneminde realizm ile idealizmi birleştiren keskin zekalı bir diplomat, strateji dehası ve devlet adamı olarak karşımıza çıkar. Kitap boyunca ne körü körüne bir kutsamayla ne de mesafeli bir önyargıyla ele alınan Hz. Muhammed, gücün ve orduların mutlak hakimi haline geldiği anlarda bile kerpiç odasındaki mütevazı yaşamından ödün vermeyen, kendisine yıllarca zulmeden düşmanlarını Mekke’nin kapılarında affedecek kadar büyük bir vicdan anıtı olarak yükselir; inansın ya da inanmasın her okuyucuya, tarihin akışını tek bir ömre sığdıran bu karizmatik liderin şahsiyetine ve dehasına karşı derin bir entelektüel saygı bırakır. Hazleton, İslamiyet’in doğuşunu gökten aniden inen hazır bir paket gibi değil, yedinci yüzyıl Hicaz coğrafyasının kabile kavgaları, ekonomik adaletsizlikleri ve sınıfsal uçurumları içinden filizlenen organik bir toplumsal patlama olarak okumamızı sağlıyor. Kitap bize, Muhammed peygamberin sadece dini bir öğreti yaymadığını, aynı zamanda o dönemin vahşi çöl kapitalizmine karşı çok net bir sosyo-ekonomik başkaldırı örgütlediğini fısıldıyor. Ayrıca yazarın nesnel ve akıcı üslubu sayesinde eserin, kutsalın cazibesi ile fani dünyanın entrikaları arasında mekik dokuyan, insan ruhunun sınırlarını ve liderliğin anatomisini sorgulayan edebi bir başyapıt olduğunu da ekleyebiliriz.
1000Kitap
İlk MüslümanLesley Hazleton · Kitabix Yayınları · 2015685 okunma
Reklam