Mehmet

Puan vermedi·286 syf.··
2023 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2023 18:51
Şiirleriyle hayatımızda yer edinmiş Nazım Hikmet'ten okuduğum farklı türdeki ilk eser. İçerisinde dört farklı tiyatro metni barındırıyor. İlk metin; "Yolcu". Hiçliğin ortasında kalmış, dış dünya ile iletişimi kesilmiş bir istasyonda yaşayan üç kişinin hikayesidir. Birbirleriyle yaşarlar ama birbirlerinden bihaberdirler. Savaş, aldatma ve ölüm gibi güçlü konular kişisel etkileriyle ele alınmıştır. Yolcudur Abbas... İkinci metin; "Ferhad ile Şirin". Hepimizin aşina olduğu o büyük aşk hikayesinin Nazımca hali. Sevginin en masum yanı olan fedakarlığın hem aile hem de aşk boyutundaki etkilerinin ustaca anlatıldığı eserde Ferhad'ın Şirin'i değil de dağı delmeye devam etmesi birçok şeyin açıklayıcısı olabilir. Üçüncü metin; "Sabahat". Verem salgını arasında doğan bir aşkın çevrenin etkisiyle nasıl yok edilebileceğini anlatan eser kadınların sevgileri için ne kadar fedakar olabileceklerini okuyucuya alenen göstermektedir. Dördüncü metin; "Enayi". Para ve lüks dolu bir hayatın ortasında adalet için yaşayan bir adamın başta eşi tarafından enayi olarak nitelendirildiği eser de karakterimiz bir dönem onların deyimiyle enayiliği bırakıp onlardan çok daha kötü ve yıkıcı oluyor. Ancak her dürüst insanın bazen kötülüğe bulaşsa da sonunda doğruyu seçeceği harika bir meyhane sahnesiyle bizlere aktarılıyor. İçinde sert bir kapitalist düzen eleştirisi de barındıran bu metin, benim de en beğendiğim bölüm oldu. Başından sonuna kadar sıkılmadan okuduğum ve beğendiğim bu eseri tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
1000k
Ferhad ile ŞirinNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 2017392 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·96 syf.··
2023 35. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2023 19:06
Richard Bach'ın 1970 yılında ilk kez yayınlanan kısa öykü tarzındaki eseridir. Tarzı kısa öykü ancak rahatlıkla bir kişisel gelişim kitabı olarak da adlandırılabilir. Yazar baştan sona kadar okuyucuya hayat ile ilgili tavsiyeler aktarma gayesi güdüyor. Toplumun biçtiği hayat ile kendi istediğimiz hayat arasındaki savaş kitabın ana çatışmasını oluşturmaktadır. Sürüsündeki martılardan farklı olan Livingston'ın yemek bulmak için değil daha da iyi uçmak için çabaladığını anlatarak başlıyor öykü. Bazen diğer martılar gibi olmaya karar verse de hemen vazgeçiyor ve kendi hedefine uçmaya devam ediyor. Bunun sonucunda da sürüsünden atılıyor, boş kayalıklara gönderiliyor. Onların verdiği ceza Livingston için ödüle dönüşüyor. Bu sürgünde tanıştığı usta martılardan düşünce yoluyla uçmayı da öğrenen martımız bir öğretmene evriliyor. Başta Fletcher olmak üzere birkaç martıya öğretmenlik yapıyor ve sonunda sürüye dönmeye karar veriyorlar. Başlarda şeytan denilen Livingston'ın zamanla yanına yeni martılar katılmaya başlıyor. Fletcher'ın başına gelen bir kaza sonrası sürüden kaçan Livingston, ustası Chiang gibi bir ışık hüzmesi halinde kaybolurken Fletcher onun yerini devralıyor ve bu da öğrenmenin her zaman devam edeceğini bize gösteriyor. Yazarın öykünün akışı, dili ve anlatımından ziyade vermek istediği mesajı aktarmaya çalıştığı ilk cümleden son cümleye kadar belli oluyor. Farklılıklarınızdan korkmayın, özgürlüğünüz için mücadele edin, hep daha iyisini deneyin gibi mesajlar okuyucuya empoze edilmeye çalışılıyor. Ancak bu çaba bir noktadan sonra bana fazla gelmeye başladı ve bu öyküyü okumayı yaş olarak çok geçe bıraktığımı fark ettim. O yüzdendir ki anne babaların 13-14 yaşlarında çocuklarına almaları gereken bir kitap olduğunu düşünüyor ve keyifli okumalar
Edebiyat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2023 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2023 18:56
Kasım 2013'te çıkarılan, Sunay Akın'a ait birçok anekdot ve hikayeyi barındıran yazarın kendi tarzı ile kaleme aldığı eseridir. Tarihi anekdotları dahi resmi bir anlatım yerine tiyatral, okuru ters köşeye yatıracak bir dil kullanılmış eserde. Esere Çanakkale Savaşı'na dair hikayelerle giriş yapıyor yazar. Ertuğrul gemisinin değişimi ve savaşa olan etkisi altı bolca çizilerek aktarıldıktan sonra anlatım adeta bir karnavala dönüşüyor. Cahit Cav'dan Angelo Gueron'a, Mimar Sinan'dan Türkan Saylan'a, Tuncel Kurtiz'den Nakiye öğretmene, mahyalardan Tokyo Camisi'ne kadar birçok önemli kişi ve figüre dair hikayeler iç içe geçirilerek okuyucuya sunuluyor. Tüm bu hikayeleri anlatırken de bazı önemli hususu her zaman merkeze alıyor. Cumhuriyet ve Atatürk, geçmiş kültür ve gelenekler ile çocukların dünyaya olan olumlu etkileri bu temel hususları oluşturmaktadır. Eserde beğenilen birçok anekdot olmasıyla beraber benim için iki tanesi çok öne çıkmaktadır: "Berlin'de Hakimler Var" ve "Çocuklar ve Katiller" Sunay Akın'ı tanıyan ve programlarını izleyenlerin bildiği o tarz kitabında da aynen korunmuş ve bize sunulmuş. Okurken bir masal dinliyor hissine kapılıyor ancak onlarca detay bilgiyi de sepetimize atmış oluyoruz. Bilhassa kendinizi okumaktan yorulmuş ancak devam etmeyi de istediğiniz o anlarda okumanızı içtenlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar. #212829235 #213046193
1000k
Geyikli ParkSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,941 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2023 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2023 18:37
Türk edebiyatının "durum öyküsü" alanında temsilcisi olan Abasıyanık, yazın alanına 14 öyküden oluşan "Lüzumsuz Adam" isimli eserini kazandırmıştır. Eserdeki öyküleri okurken genel olarak edindiğim izlenim toplum içinde yalnız kalmış insanların yansıttığı olumlu ya da olumsuz eylemlerin gözlenip öyküleştirilmesi oldu. Aynılığa alışmış, sıradan ama gözü hep dışarıya dönük ve fırsatını bekleyen insanların bu fırsat ellerine geçtiğinde yaptıkları denemelerin başarılı ya da başarısız sonuçları. Bir başka bakış açısıyla da ideallerdeki yaşam ile gerçek yaşantıların karşı karşıya gelişleri... Bunları aktarırken her zamanki gibi mahalle insanını, her an karşılaşılabilecek yüzleri kahraman olarak seçmiş Sait Faik. Mekan, insan ve olay gözlemlerindeki kuvvet öykülerine de yansımış ve öyküleri güçlendirmiş. Hatta 'Birahanedeki Adam' öyküsünde sadece bir yüze bakarak, hayatının bir kısmını hikayeye dökeceğini söyleyip eserlerinin nasıl oluşturulduğunun ipucunu da veriyor bize. Kitabın sonuna eklenen Sait Faik yazısı ise bu sefer Sabahattin Kudret Aksal'dan. Aksal'ın Sait Faik hakkında ortaya attığı iki düşünceye ise katılmamak mümkün değil. Bu görüşlerden ilki: "Sait Faik, edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi. Okurunu yetiştiren, eğiten, okuruyla birlikte oluşan bir yazardı. İkinci ve bence çarpıcı olan görüşü ise şu: "Sait Faik yaşamın binbir görünümüyle dolan, birikiminin basıncını duymadan sanatsal eylemi usuna düşürmeyen, çok ince bir duyarlıkla ayarlanmış gibiydi. Doğayla alışverişini sürdüren, yaşamını bu alışverişle özdeşleştirmiş yazarlardandır." Naçizane en beğendiğim öyküler: 1)Lüzumsuz Adam 2)Papaz Efendi 3)Kameriyeli Mezar 4)Birahanedeki Adam 5)Kaçamak, Papağan, Karabiber #212365362
Edebiyat
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,4bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2023 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2023 18:40
S.Zweig'ın 1942 yılında, ölümünden hemen önce kaleme aldığı klasik kısa öykü eseridir. Zweig, psikolojik ögelerle dolu eserinde kendi yaşamından ögeler de bulundurur; güçlü anlatısı ve somut dilini ortaya çıkarır. Öykü, New York'tan Buenos Aires'e giden bir gemide geçmektedir. Anlatıcının yanında iki karakter barındırır. Bu iki karakter ayrı ayrı işlenip yazar tarafından bir satranç tahtasının başında birleştirilir. İlk karakter dünya satranç şampiyonu Marko Czentoviç. Küçük yaşta evlatlık alındığı evde rahip babasının arkadaşıyla oynadığı oyunları izleyerek satrancı öğrenir. Çevresinde hızla yükselir ve henüz 20 yaşında dünya şampiyonu olur. Czentoviç'in en tuhaf özelliği ise çocuk yaştan itibaren deha seviyesinde oynadığı satranç dışındaki tüm konulardaki cehalet ve öğrenme zorluğudur. Anlatıcımızın gemide denk gelip Czentoviç ile tanışmak istemesiyle başlar öykü. Anlatıcını gemide tanıdığı zengin iş adamı Czentoviç'e para karşılığı maç teklif eder. Parayı duyan şampiyon kabul eder ve ilk oyunu rahatlıkla kazanır. İkinci oyunda da öndeyken ikinci karakterimiz ortaya çıkar: Dr.B. Dr.B Alman manastırının gizli işlerini yapan Avusturyalı bir avukattır. Avrupa'daki Hitler ve Nazi baskısından o da nasibini alır, izlenir ve Avusturya işgal edilince tutuklanır. Ancak ne bir kampa ne de hapse götürülür. Onun işkencesi "hiçliği" ile bir başına bırakılmasıdır. İçinde hiçbir eşya olmayan bir otel odasında kalır ve tek eylemi sorguya götürülmektir. Tam pes edeceği anda bir kitap çalar, bu kitap şampiyonların satranç oyunlarıdır. Her gün bu oyunlarla vakit geçirir ancak sonunda bu oyunlar sıradanlaşır ve kafasında Beyaz B ve Siyah B olarak iki rakip yaratır, Kendi kendiyle oynar, bu tüm düşüncesini ele geçirir ve sonunda beyni buna dayanamaz ve kendini hastanede bulur.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma