Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara,
sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.
Kötü bir rüya gibi bir şeydi bu. Bir karabasan
bile sayılabilirdi. Gözlerimizi derhal yeniden
yumup, rüyasız, deliksiz, hasetsiz, yeniden
uyumaktan başka çare yoktu. Allah hepimize
rahatlik versin.
Seni sukûtuhayale uğrattım. Ben sana rehber
değil, ancak yoldaş olabilirdim, fakat yolu
ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük
olmaktan, birbirimizi şaşırtmaktan başka bir
sey elimizden gelmiyordu.
İnsanoğlunun başına her şey gelebilir; ölüm, iflas, başarısızlık, kaza, hastalık bunlardan bazılarıdır. Her insan kendi karakterine uygun bir savunma mekanizması geliştirir. İçinde bulunduğu şartlardan en az zararla kurtulabilmek için, belli başlı yöntemler kullanır. Mizah ise bunlar arasında en etkili olanıdır. En kötü şartlarda bile eğlenecek bir şeyler bulursanız, sıkıntıların üstesinden daha kolay gelebilirsiniz.