Kitaba ilk başladığımda hiç akmıyor diye bırakmıştım ve yazar yer yer dönemin tarihi bilgilerini sıraladığı için hep öyle gidecek diye düşünmüştüm ve ilk 60 sayfaya kadar gelmiştim ama içerisine girdikten ve karakterleri kafamda oturtturtuktan sonra inanılmaz aktı ve kitaptan aşırı etkilendim. Hatta bu farklı anlatım tekniklerini bir arada kullanması : mektup, roman, şiir bazen, bazen gazete arsiv gibi, o kararsızlık değişimler bile birilerinin yorumlarda dediği gibi dönemi, dönemin insanlarda oturmamışlığını yansıtır nitelikteydi bile denilebilir. Ayrıca o dönemin Türkiye'sini birbirinden farklı ve de toplumun birbirinden farklı kesimlerini temsil eden çeşitli karakterlerin çocukluğundan itibaren gencliklerine kadar tarif etmesi ve herbirinin kafa karışıklıklarını, anlam arayışlarını ve de hiçbir tarafın salt kötü niyetli ya da çıkarcı gibi değil de yine hayatta olduğu gibi karakterlerin değişimlerini, dönüşümlerini arkalarındaki sebepleriyle, o güne kadar yaşadıklarıyla vermesi çok gercekciydi ve bu sebepleri hem tarihî -kültürel/sınıfsal nedenleriyle bağlamıyla hem de bireysel/ailevi/psikolojik sebepleriyle verebilmiş yazar. Şu ana kadar en beğendiğim Türk edebiyatı kitabı olmuş bile olabilir, bunun pek çok nedeni var. En başta kitap inanılmaz bir hem dönem, hem kültür eleştirisi yapıyor ve bunu birey hikayeleri üzerinden yapıyor olması kitabı hem daha gerçekçi hem de inanılmaz akıcı hale getirmiş. Ve kitap çoğu arka kapak, eleştiri yazılarında tarif edildiği gibi sadece "aydınlar hakkında" ya da "aydınların sıkışmışlığı"na indirgenmemeli bence çünkü genel olarak köylü de dahil bir jenerasyonun aslında hatta üst jenerasyonuyla birlikte(yani savaş görmüş nesil) sıkışmışlığını, bir yandan yepyeni bir yapıda kimlik arayışlarını çok güzel bir şekilde ve de her yönüyle