İnsanların kendi arzularına yenilmeleri bir yana, beni daha çok düşündüren, yabancılardan aktarılmış kötü alışkanlıkların, gerçek dinden güçlü olarak yüzyıllarca sürdürülmesidir.
Uluğbey’in Hazinesi kitabını okuduğum Adil Yakubov’un Köhne Dünya ismiyle yayımlanan, ancak İleri Yayınları’nın İbn Sina olarak bastığı eseri bitirdim. Kitabın ismi bence ya Köhne Dünya olarak kalmalıydı veyahut Gazneli Mahmut olarak yayımlanması daha uygun olurdu. Kitap Gazneli Mahmut etrafında kurgulanmış, ne yazık ki kötü karakterli bir tarihi şahsiyet tablosu çizmişler, belki de gerçekten öyledir.
Gazneli Mahmut kurduğu şehirler ve fethettiği beldeleri gözyaşı üzerine kurmuş. Aynı sovyetlerin Türki cumhuriyetlerde gözyaşı üzerine kurduğu şehirler gibi. Belki de yazar sovyet sansürü altında halkına milli bilinci aşılamak için sembolik olarak Gazneli Mahmut’un kötü yönlerini anlatmasının altında yaşadığı yıllardaki sovyet rejiminin kötülükleri vardır. Babası sovyet yönetimince milliyetçi olduğu için öldürülmesi göz önüne alınmalıdır. Sıkı sovyet baskısı da.
Gelelim ibn Sina bahsine, zorluklar içinde kendini yetiştiren bir bilge, Biruni gibi dostuyla zorlu Ortaasya coğrafyasında, topluma faydalı olmaya çalışırken hükümdarların baskısını boyunlarında hissediyor. Her iyi şeyin taklidi olduğu gibi çakma ibn Sinalar var kitapta, bunlardan birisi gerçeği ile ilmi olarak mücadele bile ediyor, okuyunca göreceksiniz zaten.
İbn Sina ve Biruni şahsında Ortaasya da niçin bilim adamlarının birkaç nesil boyunca bir ekol olarak devam etmediklerini, yazarın kurguladığı ortamdan anlıyor insan. Tek adamlığa bağlı toplulukların, düşünceye saygı duymadam adamların olduğu yerden ne beklersin ki!
Tarihi ve biyografik roman okuyucularına bu kitabı öneririm, keyifli okumalar…
Bahaddin Özkişi’nin eserleri ile üniversite yıllarında tanışmıştım, uzun bir aradan sonra Köse Kadı kitabını okumak istedim. Sevdiğim kitapları tekrar okumayı severim, Köse Kadı da böyle bir kitap benim için.
Köse Kadı kitabı Osmanlı dönemini anlatan tarihi romandır, biraz polisiye biraz da aşk romanı. Ana mekan İstolni Belgrad şehridir, Haliyle olay Macaristan’da geçer. Tarih, 16 yüzyıl sonlarıdır. Kitaptaki karakterler kurgudur ama karakterlerin yaptıkları ile Osmanlı tarihi örtüşür. Yazar ilmek ilmek işlemiş, atraksiyon yapacağım diye absürt şeyler yazmamıştır. Kitaba ismini veren Köse Kadı ana karakterdir, ancak kitapta kahramanlar çoktur. Osmanlı istihbarat ağının kahramanları. Devlet-i Ebed-Müddet, İla-yı Kelimetullah ve Kızıl Elma uğruna az sayıda kuvvetle koca Macaristan ovasını sevgi ve hoşgörü iklimi kurarak yönetir Osmanlı. Macarların Türk topluluklarından olduğuna vurgu yapar sık sık, o yüzden Avusturyalılardan ayrı bir millet olduğu işlenir.
Kitap oldukça akıcıdır, tatkaçıran vermemek için olayları yazmıyorum. Kitabın devam kitabı da var, Uçtaki Adam isimli, henüz bu kitabı okumadım ama yakında okuyacağım. Ötüken yayınları bu iki kitabı tek bir kitap halinde 50. Yıl özel baskısı olarak bastı, ama henüz almadım. Çok güzel bir baskı olduğunu söylüyor alanlar.
Herkese öneririm bu kitabı.