Yepyeni ve emek emek hazırladığım bir seri:
Ulysses’in İzinde
Dünyanın en çok yarım bırakılan kitaplarının başında geliyor belki de Ulysses. Bu nedenle her detayı, her ön bilgiyi belli bir düzlemde denkleyip Ulysses evreni içerisinde sizlere sunmaya çalışacağım.
Toplam 18 bölümden oluşacak bu video serisinde hem Ulysses bağımlılarını hem de Ulysses mağdurlarını çok güzel içerikler bekliyor olacak.
Çayını kahvesini alan tüm edebiyatseverleri beklerim.
Buraya uzun bir inceleme kıvamında detaylı videoyu ekliyorum. İyi seyirler.
youtu.be/C2irjpC_4ds?si=...
Sinema-edebiyat ilişkilerindeki başarılı yapımları, tavsiye film listesi haline getirmek için öncelikle Edebiyat Atlası ‘ndan bir alıntıyı daha önce paylaşmıştım.(#46533729)
Romanlardan sinemaya aktarılan filmlerde eserin aslına ne kadar sadık kalındığı yoruma açık olmakla birlikte özellikle hem kitabın okunduğu hem de filmin izlendiğinde okur/izleyici gözünde daha kalıcı iz bıraktığı bir gerçektir.
Arkadaşlarımızın tavsiye etmiş oldukları filmlerle birlikte ulaşmış olduğumuz listeyi alfabetik olarak sizlerle paylaşıyorum.
İyi kitaplara ve iyi filmlere rastlamanız dileğiyle…
YERLİ FİLMLER
1. Acenta Mirza – Musellim İle Kuşde (Osman Şahin) – Feyzi Tuna, Kızgın Toprak (1973)
2. Acı Duman - Beyaz Öküz (Osman Şahin) - Erden Kıral, Ayna(1985)
3. Acı Duman - Kanın Masalı (Osman Şahin) – Şerif Gören, Kan (1985)
4. Acı Duman - Kör Gülüşan (Osman Şahin) – Bilge Olgaç, Gülüşan (1985)
5. Ağır Roman (Metin Kaçan) - Mustafa Altıoklar (1997)
6. Ağrıdağı Efsanesi (Yaşar Kemal) - Memduh Ün (1975)
7. Anayurt Oteli (Yusuf Atılgan) - Ömer Kavur (1987)
8. Asılacak Kadın (Pınar Kür) - Başar Sabuncu (1986)
9. Başka Olur Ağaların Düğünü (Kemal Bilbaşar) - Kartal Tibet, Doktor Civanım (1982)
10. Benim Sinemalarım (Füruzan) - Füruzan, Gülsün Karamustafa (1990)
11. Bereketli Topraklar Üzerinde (Orhan Kemal) – Erden Kıral
Esra Kahya 'nın kaleminden dökülen güllerin oluşturduğu yayımlanmış ilk roman. Kitap Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen yarışmada 2021 Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü'ne layık görülmüş. Eseri okuyunca hak edilmiş bir ödül olduğunu, su götürmez bir gerçek olarak doğrudan kabulleniyorsunuz . Ama bir şikayet, bir rica veya bir temenni olarak dile getirmeden edemeyeceğim; Ey Osmangazi Belediyesi bu kadar güzel bir romanı neden az bir zümre için basıyorsunuz? Ya basım sayısını arttıralım ya da yayın haklarını yazara bırakarak daha çok kisiye ulaşmasını sağlayalım. Topkapı Sarayı'nda sergilenen Kaşıkcı Elması gibi cam kafeste tutmayalım kitapları! Dilerim ilerde pek çok kişiye ulaşır...
##Roman hakkında tatkaçıran içerir, ama ne anlatıldığı değil nasıl anlatıldığı önemli olduğu için okuma zevkinizi baltalamayacaktır##
Kambur-Bir İntihar Çok Ölüm- aslında kitabın özeti adında saklı. Yazarın dili sade, kelime seçimi özenli, sizi romanın içine çok kolay çekiyor. Kitapta anlatılanlarla birkaç saatlik o evde oluyor, beraber gözyaşı döküyorsunuz. 35 yaşındaki Acibe'nin öyküsünü okuyoruz. Acibe sırtında bir kambur ile dünyaya gelen ve sürekli dışlanan, alaya alınan, hor görülen bir karakter. Sadece okul ve çevresinden değil, ailesinden de aynı derecede yaralayıcı tepkiler alan güzel kızımız, aynı soyadını taşımanın aile olmak için yeterli olmadığını genç yaşta fark eder. "Yaşamak acı ve yaralanma biriktirmektir." sözünü doğrular şekilde yaşayan karakterimize acaba annesi bunu tahmin ettiği için mi kelime anlamı olarak "(kaderi) şaşılacak denli çirkin olan" anlamında Acibe ismini koymuştur yoksa ismi Acibe olduğu için mi hayatı çirkin geçmiştir bilinmez...
Kendisinden baska kimseye zararı olmayan Acibe'nin kamburu fiziken onu yaralar ve çevresindeki insanları