Senanur

Senanur
@ManyetikMarsli
INTP Ben evren kadar atomdan oluşan ve evrende bir atom kadar olanım! -Richard Feyman
Osman Yüksel Serdengeçti
Sevgili kardeşlerim: Bugün ben bir partideyim; fakat asla partizan değilim. Benim konuşmalarımda esen hava partizanlık havası değildir. Ben nerede, hangi şartlar altında bulunursam bulunayım, fikirlerimden davamdan zerre kadar fedakârlık yapmam. İcabında ben, mahpusluğu mebusluğa tercih eden bir adamım. Tam 28 yıl şer kuvvetlerine karşı koydum; namussuzlarla amansızca mücadele ettim. 92 defa mahkemeye verildim, 8 defa hapishaneleri boyladım. Zincirlere vuruldum, kollarımda kelepçeler, şehirlerden şehirlere, hapishanelerden hapishanelere sürüldüm. Azap hücrelerinde tabutluklara atıldım. Sonunda AP'den de atıldım, hep atıldım. Fakat asla satılmadım.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ak sakallı bir ihtiyar, hem ağlıyor hem söylüyordu. "Ben", diyordu, "Üç oğlumu bunun için mi şehit verdim? Şehit evlâtlarımın çocuklarının gözleri önünde, babalarının uğruna can verdiği, son nefesinde elinden, dilinden düşürmediği, Kur'an- ı Kerim'i yerlere ayaklar altına atsınlar ha!.. Kendileri neye inanırlarsa inansınlar, nasıl yaşarlarsa yaşasınlar fakat bizim dinimize, kitabımıza, işimize karışmasınlar" diye sızlanıyor, bir taraftan da torunlarına"Dışarı bakın oğul kimse olmasın... Son..."diyordu. "Sonra"nın sonu gelmiyor, onun yerine gözlerinden yaşlar geliyordu...
Sayfa 28·Kitabı okudu
Geçenlerde tarladan eve dönüyordum. Önüme jandarma karakolundan zebellâ gibi iki herif çıkmasın mı? 'Oğlum ben şehit haremiyim; dokunmayın bana. 'Kadın çarşaf yasak! Emir aldık' diye üzerime çullandılar, çarşafımı didik didik ettiler. Rahmetli baban bu günleri görseydi!.. Ne günlere kaldık yarabbi!.. Gökten taş yağmadığına şükredelim" diyordu.
Sayfa 46·Kitabı okudu
İslâmiyet ne kadar canlı, hayat ve ümitlerle dolu bir din; ölmez bir prensipti! Hayat bir nefesten ibaret. Bu nefes çıktığı an, bir yığın gübreyiz. Allah'ı, ebediyeti bir anlık nefese, bir yığın gübreye tercih edenlerin gafleti, dalâleti işte sahte inkılâpçıların marifeti!.. Neslimizi mahvedenler bunlardır!..
Sayfa 38·Kitabı okudu
Tarih mualliminin geçen derste ki bu sözlerini de hatırlıyor, karanlık bir boşluğa doğru sürükleniyordun. "Demek babam bu hâle geldi; bundan ibaret. Harman yerinde toplananların, o gidip de gelmeyenlerin sonu bu. Bir avuç kemik ve gübre. O farzlar, sünnetler, cennetler, şehitler, gaziler... Demek bu... Netice bu!.." "Yalnız gözünle gördüğün, elinle tuttuğun şeye inanacaksın" demişti muallimin. Bunlar kuruntu, hayal! Fakat vatan var, millet var. Bunları gözümle görüyorum, bunlar için yaşanmaya değmez mi? Belki. Fakat ben öldükten sonra vatan, millet... Kaldı ki Yurt Bilgisi hocasının en çok sevdiği Tevfik Fikret: "Milletim nev'-i beşer, vatanım rû-yi zemin" demiş,(Yani ben millet tanımam... Her insan benim milletimden... Vatanım da her yer demek istiyor.) Ruh, ebediyet!.. Kısaca, Allah olmadıktan sonra bunlar neye yarar? Ben öldükten sonra kurtardığım vatandan, milletten haberim olmayacak.
Sayfa 37·Kitabı okudu