“Annenin çok az okuma yazma bilmesi yapıtına büyüklüğün rengini veriyordu. Her şey bu yapıtın büyüklüğüyle koşuttu, tıpkı okyanusa dökülen yağmur suları, tıpkı satmak istemediği çocukları, tıpkı yazmadığı kitaplar ve tıpkı işlemediği cinayetler gibi. Ve bir başka sefer bir Rus treninde o sevgili, kışın içinde kaybolmuş ve şimdilerde unutma tarafından katledilmiş.”
Normalde hiçbir eşcinsel kurgu/roman’a kötü yorumda bulunmam çünkü yazarlarımız konu gereği hassas davranır ama bu kitap çok üzülerek söylüyorum ki hakediyor. Zaman zaman karakterimizin iç dünyasındaki düşüncelerini sineye çekip görmezden gelsek de kitapta bir sahne vardı ki önce meyveyi cinselleştirdi, ardından hayvanla ilişkiyi normalleştirdi. Bu sahnenin kitaptan çıkarılmadan kitabın nasıl yayımlanabildiğine hayret ediyorum ve çok üzülerek sırf sahne yüzünden bu şaheserden üç puan kırıyorum.