Altmış yıl boyunca yoksul olmak, aile ve toplum karşısında hiç ses çıkarmadan görevini yapmak ve bunu yaparken insanca, haysiyetli ve hatta belki keyifli kalmak: Gerçek kahramanlık budur
İnsanların içine doğdukları uyuşuk, derin düzeni eşelemek iyi değildir. Bazen bir kaza, beklenmedik bir yön değişikliği, alışılmadık bir ilişki yaşanır ve insan uyanıp etrafına bakar. Sonra da bir daha yolunu bulamaz. Ne istediğini, ihtiyaçlarını nasıl zapt edeceğini ve gerçekten özlemini çektiği şeyin ne olduğunu bilemez. Eşelenmiş hayal gücünün ufuk çizgisini bir daha belirleyemez ve tepeden bir gözle bakamaz. Birdenbire hiçbir şey iyi gelmemeye başlar. Oysa daha dün bir tablet çikolata, renkli bir kurdele ya da buna benzer basit bir şey, sağlığının yerinde olması ya da güneş ışığı ona mutluluk veriyordu. Çatlak bir bardaktan temiz su içip o suyun soğuk olmasına ve susuzluğunu gidermesine seviniyordu. Akşamları, oturduğu apartmanın koridorundaki trabzanın kenarında durup karanlığa kulak kabartıyor, bir yerlerden müzik sesi gelince neredeyse mutlu oluyordu. Bir çiçeğe bakıyor ve kendini tutamayıp gülümsüyordu. Dünya harikulade tatminler yaratır. Fakat sonra bir kaza olur ve ruh, huzurunu kaybeder
İnsanlardan artık gerçekten bir şeyi istemediğini, kadınlardan yardım beklemediğini biliyorsan, para, güç ve başarının şüpheli bedeline ve ürkütücü sonuçlarına vâkıfsan, artık hayattan tek beklentin yanına hiç kimseyi almadan, yardım ve konfor olmadan bir köşeye çekilip ruhunda yavaş yavaş, tıpkı zamanın kıyılarında çağladığı gibi çağlamaya başlayan sessizliğe kulak vermekse... İşte o zaman çekip gitmeye hakkın vardır.
Her insan, kutsal bir sessizlik içinde tek başına veda etme ve ölüme hazırlanma hakkına sahiptir. Ruhunu tekrar boşaltıp o ilk zamanlarda, çocukluğunda olduğu kadar boş ve saygılı bırakma hakkına...
Bilirsin işte, insan yoruluyor. Ben bazen yaşlılık kapıya dayandı diye neredeyse seviniyorum. Bir şişe kırmızı şarap ve eski arzulardan, hayal kırıklıklarından bahseden bir kitapla sobanın başında oturacağım yağmurlu günleri özlemle bekliyorum
Sabahtan akşama kendini süsleyip püslemekten, allayıp pullamaktan, yüzünü gözünü boyamaktan başka bir şey yapmayan bir insana nasıl saygı duyabilirim? Duygu ve düşüncelerimi onunla nasıl paylaşabilirim? Tüyleri, kürkleri ve parfümleriyle sözümona benim hoşuma gitmek istiyor. Fakat bu da doğru değil. Herkesin hoşuna gitmek istiyor, kendisi ortalıkta göründükten sonra özlemi bütün erkeklerin sinirlerine musallat etmek istiyor. Böyle yaşıyoruz. Sinemada, tiyatroda, sokakta, kafede, restoranda, sahillerde, dağlarda, her yerde bu sağlıksız tahrik. Doğanın buna bağlı olduğunu mu söylüyorsun? Bu çok saçma, ihtiyar dostum. Sadece kadının mal olarak görüldüğü ekonomik sistemler ve toplumsal düzenler buna bağlı