O gün küçük bir devlet dünya haritasından silinmişti. O yabancı ülkedeki insanların bir sabah, hayatlarının, yaşam biçimlerinin, inandıkları ve üstüne yemin ettikleri her şeyin bir günde yok olduğunu, artık geçerli olmadığını ve şimdi bambaşka bir şeyin başladığını öğrendiklerinde neler hissettiklerini hayal etmeye çalıştım; başlayan belki daha iyi belki daha kötü bir şeydi ama ne olursa olsun o kadar gerçek ve nihai bir şekilde başlamıştı ki, sanki ülkeleri, vatanları denize gömülmüştü de bundan sonra farklı yaşam koşullarında, suyun altında var olmak zorunda kalacaklardı. Bunları düşünüyordum. Bir yandan da benim ne istediğim. Tanrı’dan nasıl bir emir, nasıl bir mesaj almıştım? Kalbimde süren kargaşanın anlamı neydi? Benim kederim, kırgınlığım, acım, sabah uyandıklarında hayatlarındaki en değerli şeyi, vatanlarını, o doğal, sıcak yakınlığı, bildik ev düzenini kaybettiklerini öğrenen milyonlarca insanın sefaletinin yanında neydi ki?