📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8.5/10
Vanya (Ivan Petrovic) yoksul, geçimini yazarak kazanmaya çalışan genç bir adamdır. Kitapta, Vanya'nın çevresinde geçen olayları yine onun ağızından okuyucuya aktarmaktadır. Vanya, çocukluğundan beri Ihmenevlerin evinde yaşamakta ve hatta o evin oğlu gibidir. Birlikte büyüdüğü Nataşa'ya da aşık olmuştur. Nataşa ise ailesinin kavgalı olduğu Prensin oğlu Alyoşa'yı sevmektedir. Alyoşa için ailesini karşısına alan Nataşa evi terkederek Alyosa'ya kaçar.Böylece Vanya, Nataşa ve ailesi arasında sürekli mekik dokumak zorunda kalır. Kitaptan ayrıntı paylaşmak istemiyorum spoiler olmasin diye. Benim içime en çok işleyen karakter Nelli oldu. Kimsesiz, sevgisiz, yoksul Nelli.. Vanya ise muhteşem bir insandı. Ona hayran olmamak elde değil. Tabi kızdığım yönleri de vardı. Aslında her karakterin kendince haklı nedenleri vardı. Ama Prens'in ve oğlu Alyoşa'nın nedenlerini bir türlü kabullenemiyorum. Kitabı okurken tek bir karekterin ağızından diğer bütün karakterlerin psikolojisinin bu kadar ayrıntılı anlatılmasına şaşırdım ve Dostoyevski'ye bir kez daha hayran kaldım. Cemal Süreyya "Dostoyevski'yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende" demiş. Kendisine kesinlikle katılıyorum.Mutluysanız okumayın.. Son olarak Alyoşa gibi insanlardan uzak durun
-Her aşk geçicidir ama, uyumsuzluk bakidir.
-Tok, açın halinden anlamaz." derler. Ben, "Bazen aç olanlar da birbirini anlamaz" derim.
-"Kendi kendini sevmek kuralına taparım ben."
-Hava gri ve soğuk, İnsanlar yoksul ve mutsuz. "
-"Sırf kalp kırmamak, kendime yakışanı yapmak için cevap vermediğim herkes, kendini haklı zannetti."
-Yaşama arzum, hayata inancım vardı!.. Fakat bu düşüncenin ardından bir kahkaha attığımı da hatırlıyorum.
"Hayır, hayır, en iyisi hiç dünyaya gelmemekti ya da geleceksen, bir ağaç, bir taş olarak, daha da iyisi gelip geçenlerin topukları altında ezilen, kan dökmeyecek bir kum tanesi olarak gelmekti."
"Yüzlerce yıldır sürüp gelen boyun eğme alışkanlığı, şu anda bellerini büken sürü düzeni sarsılmış, haksızlığın daha çok süremeyeceği, iyileri kayıran Tanrı öldüyse, onun yerine yoksulların öcünü alacak yeni bir Tanrı'nın geleceği inancı uyanmıştı içinde."