8.5/10
Vanya (Ivan Petrovic) yoksul, geçimini yazarak kazanmaya çalışan genç bir adamdır. Kitapta, Vanya'nın çevresinde geçen olayları yine onun ağızından okuyucuya aktarmaktadır. Vanya, çocukluğundan beri Ihmenevlerin evinde yaşamakta ve hatta o evin oğlu gibidir. Birlikte büyüdüğü Nataşa'ya da aşık olmuştur. Nataşa ise ailesinin kavgalı olduğu Prensin oğlu Alyoşa'yı sevmektedir. Alyoşa için ailesini karşısına alan Nataşa evi terkederek Alyosa'ya kaçar.Böylece Vanya, Nataşa ve ailesi arasında sürekli mekik dokumak zorunda kalır. Kitaptan ayrıntı paylaşmak istemiyorum spoiler olmasin diye. Benim içime en çok işleyen karakter Nelli oldu. Kimsesiz, sevgisiz, yoksul Nelli.. Vanya ise muhteşem bir insandı. Ona hayran olmamak elde değil. Tabi kızdığım yönleri de vardı. Aslında her karakterin kendince haklı nedenleri vardı. Ama Prens'in ve oğlu Alyoşa'nın nedenlerini bir türlü kabullenemiyorum. Kitabı okurken tek bir karekterin ağızından diğer bütün karakterlerin psikolojisinin bu kadar ayrıntılı anlatılmasına şaşırdım ve Dostoyevski'ye bir kez daha hayran kaldım. Cemal Süreyya "Dostoyevski'yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende" demiş. Kendisine kesinlikle katılıyorum.Mutluysanız okumayın.. Son olarak Alyoşa gibi insanlardan uzak durun
-Her aşk geçicidir ama, uyumsuzluk bakidir.
-Tok, açın halinden anlamaz." derler. Ben, "Bazen aç olanlar da birbirini anlamaz" derim.
-"Kendi kendini sevmek kuralına taparım ben."
-Hava gri ve soğuk, İnsanlar yoksul ve mutsuz. "
-"Sırf kalp kırmamak, kendime yakışanı yapmak için cevap vermediğim herkes, kendini haklı zannetti."
-Yaşama arzum, hayata inancım vardı!.. Fakat bu düşüncenin ardından bir kahkaha attığımı da hatırlıyorum.