Kitaba erişimim kısıtlı olduğu çağlarda bilgiyi ezberlemek sadece elzem değil, aynı zamanda bir zeka göstergesiydi; geleneksel toplumlarda en akıllı çocukların hafız yapılmasının arkasında yatan işte tam da bu kanaati. Oysa önce kitaplar ucuzlayıp çoğaldı ve tarihçilerin “yoğun okuma” (İng. intensive Reading, sayılı kitabı defalarca okuma) dedikleri şeyden “yaygın okuma”ya (İng. Extensive reading, çok sayıda kitabı hızlıca okuma) geçildi. İnternetle dünyanın tüm kütüphanelerinin bir anda cebimize sığması (vize la library Genesis!) ise bilgi depolamayı manasız hale getirdi; artık, önemli olan herkesin ulaşabildiği bilgiyi yorumlayabilmek, değişik sahalardaki fikirleri birbirleriyle harmanlayıp yeni çıkarımlar yapabilmek. Bu egzersizin bir kere tadına varan, bilgi ile dünyayı yeniden yorumlamanın hazzını alan okuyucunun, dogmatik fikirler, kırmızı çizgiler ve anlamsız turizmlerin sıtma dolu sazlığına geri dönmek istemeyeceği kesindir.