“Kendinden başka kimse olma zorunluluğu yoktu …yaşam ne kadar güzel görünüyordu, meyveleri ne kadar tatlıydı, bu nefret yahut sızlanmalar ne kadar boştu.”
... Dünya'nın kendisine mutluluk adı altında sunduğu kısıtlayıcı, iğdiş edici, bıktırıcı, güvenlik duygusunu aşmayı başarmaktı. Bunun için bir metanoya geçirmesi gerekiyordu. Herkes hayatının bir döneminde kendi metanoyasına ulaşmalıydı.
Bu geçip giden hayatta sonsuz olmaya değer ne kadar an ve saniye vardır? Gökyüzünde tan yerinin renkleri, yeryüzünde altın renkli bir sabah, çiçeklerle, kuşların cıvıldaşmalarıyla alkışlanan ilk aşk öpücüğü, sonsuza değin sürmeye layık değil midir?