Martı Jonathan Livingston yazar Richard Bach ile tanışmamı sağlayan bir öykü kitabı. Bazı okurlar tarafından klasik bir kuş öyküsü gibi görünse de içinde derin anlamlar barındıran, bir kendini bulma kitabı aslında.
Yazar, Martı Jonathan Livingston üzerinden toplumsal rollerin, kuralların ve dayatmaların içine hapsedilen insanı anlatmakta. Nasıl ki martılar sadece avlanıp balık yakalamak için uçmalıysa insan da bu hayatta karnını doyurmak için çaba harcamalı değil mi? Ama Martı Jonathan Livingston sadece avlanmak için uçmayı reddeden, sınırlarını aşmak isteyen, uçmanın özgürlüğüne erişmek isteyen bir kuş. Aynı kendini gerçekleştirmek isteyen bunun için çabalayan insanlar gibi…
Sonrası ise beklenen bir durum. Sürüden dışlanma, kayalık bir bölgeye sürgün edilme. Ama Martı Jonathan Livingston pes etmiyor, kendisi gibi özgür olmanın peşinde koşan diğer martılarla arkadaş oluyor ve sınırlarını aşıyor.
Bizler de bu durumu çocukken olsun yetişkinken olsun zaman zaman yaşarız aslında. Toplumun bizden beklediği rollerin ve davranışların biraz da olsa dışına çıktığımızda hemen eleştirilere, etiketlemelere ve dışlamalara maruz kalırız. Çünkü toplum sivrilenleri törpülemeye, diğerleri gibi yapmaya meyillidir. Ama unutmamak gerekir ki kendini aşmak için bazen farklı olmak da normal ve gereklidir.
Kitapla kalın