Peronlarda bulunan sarı çizgiyi geçmeyen ve her ne sebeple olursa olsun Ray Hattına inmeyen// Duygusallığı diz boyu ikizler burcu.. //
Hayır demesini bilmeyen ve daima gülen biri️
Soruyu Tolstoy sormuştu: “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?” Öyküde, daha fazla toprak uğruna canından olan bir adamı anlatıyordu. Altmışına yaklaşan, doğru bir hayat sürüp sürmediğini sorgulayan, uçsuz bucaksız topraklarını topraksız köylülere dağıtmak isteyen Tolstoy’un yanıtı açıktı. İnsana cansız bedenin sığacağı kadar toprak lazım. Améry soruyu değiştirdi: “İnsan Yurda Ne kadar İhtiyaç Duyar?” Soruyu yedi yıl Auschwitz ve Buchenwald toplama kamplarında kaldıktan, yurdu sandığı Almaya’nın hiçbir zaman yurdu olmadığını anladıktan sonra sormuştu. Yanıtın insanın yurdun yerine koyabilecek bir şeyi oup olmadığına göre değiştiğini söyler Améry. Para, itibar, şöhret, din. Bunların hepsi yabancı topraklarda yurdun yerine geçebilece ikame yurt’lardır. İnsan yanında ne kadar azını taşıyabiliyorsa, yurda da o kadar ihtiyaç duyar. İnsan ne kadar az parası, ne kadar az şöhreti, ne kadar az itibarı, ne kadar az inancı varsa yurda o kadar ihtiyaç duyar.
"Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten. İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır."
"Zaman denen şey bir yanılsamadır. Geçmişin, saatlerin ve günlerin ve haftaların ve on yılların ağırlığı kül kadardır..."