Gönül

Gönül
@Matgnl34
Peronlarda bulunan sarı çizgiyi geçmeyen ve her ne sebeple olursa olsun Ray Hattına inmeyen// Duygusallığı diz boyu ikizler burcu.. // Hayır demesini bilmeyen ve daima gülen biri️
yalnızca elveda dediler, başka bir şey demediler, kimileri cümle kurmakta beceriksizdir, kimileri onları işitmekte, ama zaman geçtikçe bunların söylendiği hayal edilir ya da söylenmiş gibi yapılır. ... …insan hatayla bir olmuşken hakikati kucakladığını sanabilir, tıpkı hatayı kucakladığını sanırken hakikatle evlendiğini de keşfedebileceği gibi… …hakikat söylendi… ...krallığın kötü yönetildiği, adaletin olmadığı söyleniyor, oysa her şeyin olması gerektiği gibi olduğu anlaşılmıyor.. ... dünyadaki her şey kendi cevabını içinde taşır, asıl zaman alan şey sorulardır
Reklam
"Gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok ya da kendi yerimize değil"
Sahip bulunduğu toplumcu görüşleri hiçbir zaman ardında bireyin yitirilmesine yol açacak bir perdeye dönüştürmeyen Bachmann, İtalya'da yaşadığı sırada kaleme aldığı bir başka notta da şöyle demiş: faşizmin nerede başladığı üzerine daha önce de düşünmüştüm. Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz. Üzerine her gazetede yazılabilecek terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar..." Yaşamı boyunca, söylemlerini her türlü sloganlaştırma girişiminden uzak tutarak, hep savaşa karşı yazmış olan Ingeborg Bachmann'a göre insan, insanca sesini ve sevme yeteneğini yitirmediği sürece, savaşın her türlüsünden uzak kalmayı başarabilir. Aksi takdirde ne olacağı, yazarın Ağustosböcekleri adlı radyo oyununun son tiradında belirtilmiştir: “... Tam o sırada olan bir şey, bizi engelledi. Kurumuş gırtlaklardan bir çığlıktır yükseldi... vahşi bir şarkı... denize doğru yuvarlandı... ve korkuyla birbirimize baktık. Çünkü ağustosböcekleri de bir zamanlar insandı. Hep şarkı söyleyebilmek için yemeye, içmeye ve sevmeye son verdiler. Şarkılara kaçışları sırasında gittikçe daha kuruyup küçüldüler; şimdi özlemleri'yle yitik, özlemleri'yle büyülenmiş olarak şarkılar söyleyip duruyorlar ama aynı zamanda da lanetlenmiş olarak, sesleri insan sesi olmaktan çıktığı için." İlk gençlik yıllarında kulakları Nazi marşlarıyla ve şarkılarıyla hırpalanan Bachmann, insan sesi’ni en iyi tanıyanlardandı.../ Ahmet Cemal- Lanetlenmiş Ağustosböcekleri
"Akıl, insanın külahında bir çividir. yumruk yemeden kafasının içine girmez..." ... Ah, on beş sene evvelki çocukluk ve şimdiki ben... Tatsız, neşesiz, muhabbetsiz, aşksız ve heyecansız, her şeysiz, boş bir hiçten daha boş geçen durgun hayat sermayesi. ... Şimdi herkes yarını bekliyor. Fakat her yarın başka bir ümitsizlik bırakarak geçip gidiyor. Hatırasız bir dün oluyor.
"İnsan, en önemli olanı söylemeye cesaret etmezden önce, kırk ya da elli yıl boyunca iç dünyasında taşır. Sırf bu nedenden ötürü bile erken ölenlerle birlikte nelerin yitip gittiğini ölçebilmek olanaksızdır. Aslında herkes erken ölür."
Reklam