Kur'an'da eğer bir grup başkasına zulmederse Allah'ın onlara zulmedecek başka bir grubu üstlerine salacağı ima edilir: " İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz."
Akıcı bir dil ile günlük hayatta karşılaştığımız ya da duyduğumuz durumları bazen Selime teyzenin dilinden bazen de Meltem'in dilinden dinlediğim kitabı az önce bitirdim. Herkes sınav oluyordu, gözlerim doldu, sessiz olmam gerekiyordu ağlayamazdım. Herkes bakıyordu ağlayamazdım. Belki de Selime teyze ve Meltem'in yıllarca yaptığı gibi...
İki yaralı gönülün yolu bir köyde kesişir. Biri anlatır, diğeri dinler. Anlatırken masal gibi gelir. Oysa yaşarken öyle değildir. En derin acıları biz yaşıyoruz gibi gelir. Herkes mutlu tek bizim hayatımızda eksikler var zannederiz. Ama öyle değil...Baktığımız zaman herkes imtihandadır. Kimi annesiyle kimi babasıyla kimi evladıyla imtihan olur.Kimsenin hikayesi diğerinden daha zor değildir. Hani derler ya Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez diye. Belki bize kolay görünüyordur ama onun için zor bir imtihandır. Hem ben olsaydım şöyle yapardım kibrine de düşmemeli insan.
***Fırat'ın dediği gibi
( Alıntı, syf234)
- ' Kurtarırdım' derkenki kibri farkediyor musun? Yanlış anlama...Ben ondan daha iyi yerdeyim, ben onu oradan çekip çıkarırım, diyorsun.Müdahale ederim ve düzeltirim diyorsun. Yapamazsın. Senin gücün buna yetmez. Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin. Hem nereden biliyorsun müdahalenin doğru olduğunu? ***
Bazen Selime teyzenin yerine koydum kendimi, bazen Meltem'in yerine koydum, bazen de Kübra öğretmenin. En çok Fırat karakterini sevdim. Hayatımızda hep olsun Kübra öğretmen ve Fırat gibi karakterler. Herkesin hikâyesi biricik, kendine has. Ama etrafımızda böyle karakterler olunca hikayemiz kolaylaşıyor. Velhasıl karşılaştıran da Allah, kolaylaştıran da Allah. Fırat' ın annesinin dediği gibi: " Olanda hayır vardır. "