hanımefendiRa

hanımefendiRa
@Matmazel_Ra
“Aklımın köşesinden atlılar geçiyor, değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür. altrofikirsanat.com/author/altrofik...
Fikir işçisi
YL
Anakara
28 Kasım
56 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Palto'ya Dair
9/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2024 6. kitabı
Eserin en can alıcı cümlesiyle giriş yapmak istiyorum incelemeye, “Petersburg , sanki hiç yaşamamış ve var olmamış gibi Akaki Akakiyeviç’siz kaldı.Kaybolup gitmişti , hiç kimsenin savunmadığı, hiç kimsenin değer vermediği , hatta sıradan bir sineği iğneye geçirip mikroskopta inceleyen araştırmacıların bile ilgilenmediği bir varlık.” Belki de kitabı özetleyen en doğru cümle olabilir . Palto eseriyle sevgili N.Gogol , sosyal ve toplumsal adaletsizlik ve acımasız düzeni eleştirmektedir.Eserin son sayfasına geldiğinizde yazarın susmuş ve sönmüş vicdanları uyandırma mesajı olduğunu farkediyorsunuz. Bununla birlikte eserde insanların kişisel özelliklerine göre değil , rütbe, makam ve sosyal konumlarına göre değer görmesi sivri bir dille ve ofansif mizahla tasvir edilmektedir. Sosyal ve manevi sorunları biz okura çarpıcı detaylarla ve etkileyici betimlemeleriyle gösteren Gogol , eserde bir taraftan insanı bir Akaki Akakiyeviç yapan dönemin koşullarını sert dille eleştirir , diğer taraftan ise bu yaşamın içindeki küçük insanların karakteristik bireysel özelliklerini maharetle gözler önüne serer. Hâsılı Rus edebiyatının en gizemli ismi olarak anılan Gogol palto eseriyle her okurda farklı etkiler yaratacak bir üslup ve anlatım ortaya koymuş, okuru edebi zevke ve düşünmeye davet edecek kıymetli eseri günümüz çağına dahi ışık tutmaktadır. Zira dünya denilen gezegende haksızlık , adaletsizlik, hukuksuzluk bitmeyeceği için Akaki Akakiyeviçler hep var olacaktır. Değerli yazar Dostoyevski “ hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık “ sözüne de saygıyla eğilip , mükemmel bir kitabı daha ölmeden okuduğum için mesudum efendim. Tavsiye edilir .
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2024 5. kitabı
“İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.”(s.51) Yukarıda ki cümleyle ilkin tanışmıştım bir yerde, böylece okumak için o an can atmıştım. Sonra kitabın arka kapağında L.Aragon cemile hikayesi için “dünyanın en güzel aşk hikayesi” ifadesini kullanmıştı. Böylece daha da merak uyandırdı kitap bende. Öykü tadında bir eser olan bu kitabın öyküsü bende sıcak rüzgar etkisi bıraktı. Aragon’un kullandığı en güzel aşk hikayesi boş abartılı bir iddadan ibaret. En güzeli değil , güzeli de değil. Evet ortada iki kişinin duygularına yer verilmiş lakin , evli olan birinin sadakatsizliğini aşk gibi özel ve derin bir duyguyla bağdaştıramıyorum. Ve kitabın sonunda da kendisini Cemile’nin kaynı olarak tanıttığı anlatıcı da Cemile’ye duyduğu (sözde) aşkı itiraf ediyor. Kaygan zemine yerleşmiş ruhsuz ilişki ağını süslü ve geçerli olduğu düşünülen cümlelerle romantize etme gayreti içindeydi eser. O yüzden bitirdikten sonra hafızamda cılız bir uğultu vardı ‘ “ Gerek var mıydı okumaya, nasıl bir fayda sağladı sana?” gibi sorularla hemhal oldum. Yalnız, eserin bir yeri çok hoşuma gitti ve hak da verdim Cemile’ye. Cemile aşık olduğu Danyar karakteri ile konuşurken ona askerde olan kocası Sadık’tan bahsederken -“ O beni hiç sevmedi . Mektubunun sonunda bana bir tek selâm söylüyordu.” cümlesi o kadar derin geldi ki bana kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Hiçbir kadın bu kadar ilgisizliğe, sevgisizliğe maruz kalmamalı hele ki bu bir eş ise. Değer kavramının insanları hayatta uçurumlardan koruduğuna inanırım. Belki Cemile , Sadık’tan küçük bir ilgi ya da mektupta sevgiye dair bir kelime işitseydi ona tutunarak Sadık’ın yolunu bekler, Ona türküler söyleyen hiçbir şeyi olmayan Danyar ile sefaletin peşinden gitmezdi. Çünkü karnı değil ruhu açtı
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma
Kitap Değerlendirmesi
10/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Yarınki güne umutla bak . Gecenin ne doğuracağını tahmin bile edemezsin! Okuldan yeni mezun olmuş , iyi bir gazetede röportaj muhabirliğine başlamıştım. Gazete bir gün İskender Pala ile röportaj yapmamızı istedi. Günler sonra arkadaşla ayarlayıp kıymetli yazar ile röportajı gerçekleştirdik . Röportaj sonunda yazıhanesinde bulunan kitaplar içerisinde bizim seçtiğimiz kitabı hediye etmek istediğini belirtti. Bende henüz bitirdiğim bu muazzam romanı seçmiştim o gün. İmzalamış ve gülümseyerek hediye etmişti üstad. Ne iyi bir eser nasip olmuş meğer bahtıma. Şimdi bu şaheseri geç okumuş olmanın sancısı içimde ve hüznüyle debeleniyorum.Bir nebze olsun içimi soğutan ise henüz ölmeden kitabı okumuş olup bu incelemeyi yazıyor olmak. Ya okumadan ölseydim… Bahtıma göz kırpıyorum Yazar kitabın ilk bölümlerinde “Melik Tübba Duru” ile başlayarak okuru kendine çekiyor , Resulullah ile ilgili kısımlarıyla devam edip okurda ciğer bırakmıyor -şayet o bölümlerde kendi içime çok çekildim- Eyüp Sultan hazretleri ve Fatih Sultan Mehmet Han ile de okura farkındalık ve ruh kazandırıyor. Romanı bitirdiğimde İskender Pala ile tekrar karşılaşıp elini öpmek ve teşekkür etmek istedim. Bir romandan çok daha derin bir çizgide benim için bu eser. Cizre’nin o kavurucu Haziran sıcağında ruhuma serinlik , dimağıma huzur ve farkındalık katmıştı bu canım eser. Bitirmeyi hiç istemedim o yüzden son sayfada göz yaşlarıma hakim olamadım. Çünkü bu eserle geçirdiğim günlerdeki beni de , hissettiklerimi de çok özleyeceğim. Öylesine bir roman değil benim için. Bundan sonra eserin ruhumda ve zihnimde bıraktığı etkiyi hep üzerimde taşıyacağım. Sevgili okur, Mihmandar ‘ı okuduktan sonra birçok kavram ve şahsiyete bakış açınız değişecek, özellikle İstanbul’a bakış açınız değişecek. Şimdi ilk iş İstanbul’a bir bilet
Duygu ve Düşünce
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Ama yine de biten bir sayfadır , teğmenim, yani yaşamın bir parçası
10/10
·232 syf.·
Beğendi
·
2023 2. kitabı
Tatar Çölü “Yine de zaman geçiyordu ; insanları hiç düşünmeden, dünyada gidip geliyor, güzel şeyleri solduruyor; ve henüz adı bile konmamış yeni doğmuş bebekler de dahil olmak üzere hiç kimse onun elinden kurtulamıyordu.”(s.202). Dino Buzzati’nin kalemininin ustalığını ve cümlelerdeki ince işçiliğe tanık olduğum bir eser oldu benim için Tatar Çölü.Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bir gün ne okusam diye araştırırken elime alıp okuduğumda etkisinden çıkamayıp bir kez daha okuduğum nadir eserlerden . Şu an bu incelemeyi yazarken bile derin etkisindeyim belki de bulunduğum şehir ve şartlar Tatar Çölü’nü andırdığı içinde olabilir lakin Drogo gibi olmaktan Allah’a sığınırım. Giovanni Drogo ; Heyecanlı, samimi, duygusal şiire ve piyanoya meraklı ve kahraman olma hayalleri olan bir Subay. Belki de fevkalade yetenekli bir subaydı fakat Basteani kalesi bu yeteneklerinin farkına varabilme fırsatını elinden aldı o da bunu değiştirmek için açıkçası pek çaba göstermedi. Çünkü Drogo toksik bir umuda ve pansuman gerektiren bir erteleme hastalığına sahip bir şahsiyetti. Nitekim iyi bir çocuktu onu aldatan çalışma arkadaşlarına rağmen , kendisini bir kalede unutan ailesine ve sivildeki arkadaşlarına rağmen iyi bir kalbi vardı Drogo ‘nun. Herkes gibi zamana direnemedi herkes gibi zamana yenildi. Ve yine hepimizin içinde bir nebze dahi olsa bulunan o kuru umutlara tutundu. Gelecekten hep bir beklenti içinde. Ve hiç risk almadan, eyleme geçmeden … Bununla birlikte yazar tüm bunların yanında insan bu dünyada neyi başarsın ya da başarmasın neye sahip olsun ya da olmasın koca bir yalnızlığın içinde bir gün hüküm süreceğini kitabın sonlarına doğru o kadar derin ve melankolik bir şekilde izah ediyor ki cümleler bir ayna olup yüzümüze tutuluyor adeta. Tatar Çölü bir bakıma yalnızlığın romanı. Ve
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
“Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.”
10/10
·345 syf.·
Beğendi
·
2023 7. kitabı
“Yazık ki ömrün ilk ve son nefeslerinde kahkahaya yer yoktur.” Can alıcı cümlesiyle kitabı bitiriyor yazar lakin okurlarına hürmet ederek teşekkür ederek. Açıkçası ilk kez okuyorum Murat Menteş’i bu ilk eserin de Ruhi Mücerret olması nasibimin güzelliğinden sanırım. Kitabı okurken bir yazarın derinliğini , kalbinin çiçekli odalarını , hayata bakış açısının genişliğini ve güzel cümle kurmadaki ustalığına şahit oluyorsunuz. Öyle cümleler vardı ki inanın hangi kadına söylense kulakları ve kalbi bir kaç dakikalığına cennete seyahat edip gelirdi.Neredeyse kitapta altını çizmediğim bir sayfa yok gibi. Çok farklı bir konuyu daha önce işlenmemiş bir olayı işliyor yazar eserinde güzel ve üzerinde epey emek harcanmış bir üslup ve entelektüellikle. Deyişleri, mizahi yaklaşımı kitabı okudukça hem güldürüyor , hem de düşündürüyor. Niye yalan söyleyeyim Civan gibi biriyle gerçek hayatta karşılaşmak ve onu tanımak , Ruhi Mücerret’in en yakın arkadaşı olmak istedim. Kitapta baş karakterlerin daha çok iç dünyasını ve hayata karşı niyetlerini okuyorsunuz bir erkek bu kadar derin olabilir mi dedim kendi kendime belkide şu çağın vebasından dolayı çünkü bazen güzel olan her şeyin bizi ve bu gezegeni terk ettiğine inanıyorum aşk da dahil, derin duygu ve düşünceler de dahil. Vesselam bir kitaptan ve eserden fazlası üzerine konuşulacak o kadar konu ve cümleler var ki kitapta, hayran olunası. Kalbimin en derin yerinde özel olarak kalacak bu eser. Menteş gerçekten muazzam bir kaleme sahip, dergilerde yazdığı yazılarda da öyleydi çünkü.Ve kitapta da belirtildiği gibi bundan sonrasını ancak müzik anlatabilir eğer buraya kadar okuduysanız şimdi Spotify ya da YouTube ya da artık hangi müzik uygulamasını kullanıyorsanız ‘ Nagat Al -Saghira’dan ‘ , “ Ana Bashaa El Bahr “ şarkısını açın kulaklarınızın
Ruhi MücerretMurat Menteş · Alfa Yayınları · 202018,3bin okunma