Dilara

İlimler yok olmaz, yalnızca unutulur
Bir alim görmüştük, nadir görülen bir hastalık sebebiyle başından ve sırtından rahatsızlanmıştı. Bunun üzerine bütün ilimlerden el çekti, bildiklerini unutmaya, malûmatını karıştırmaya başladı; geçmiş günlerinde ve ömrü boyunca elde ettiği her şey hafızasında gizlendi, örtüldü. Sonra sıhhat buldu, iyileşti, bunun üzerine unutkanlığı gitti, nefs bildiklerine geri döndü, hasta günlerinde unuttuklarını tekrar hatırladı. Böylece anladık ki ilimler yok olmaz, yalnızca unutulur. Yok olma ile unutma arasında fark vardır, zira yok oluş çizgi ve resimlerin ortadan kalkması, unutuş ise bunların birbirine karışmasıdır. Unutmak, güneş ışığını gözlerden saklayan bulutlar gibi olup güneşin yeryüzünün yukarısından alt tarafına inmesi demek olan gurub gibi değildir. Nefsin taallümle uğraşması, ilk yaratılışta ve ilk temizlik durumunda bildiklerine geri dönmek için nefsin cevherine ârız olan hastalığın giderilmesi demektir. Taallümün sebebi ve amacını, nefsin hakikatı ve cevherini anladıysan bilmiş ol ki hasta nefs taallüme ve ömrü ilimleri elde etmek için harcamaya ihtiyaç duyar. Hastalığı hafif ve zayıf, kendisindeki şer küçük, örtüsü ince, mizacı sağlam olanların ise çok fazla taallüme ve yorulmaya ihtiyaçları yoktur, bunlar için en küçük bir tefekkür ve nazar yeter ve kendilerini asıllarına döndürür. Böyle küçük bir tefekkür sayesinde başlangıç durumunu ve hakikatini kabul eder, gizli hususları idrâk eder, kendinde bilkuvve olanı fiile, kendinde gizli olanı açığa çıkarır.
Sayfa 63
Reklam
İhlası da sormuştun; ihlâs bütün amellerinin Allah Teâlâ için olması, insanların övgülerine veya yergilerine kalbinin değer vermemesidir. Bil ki riya, halkı büyük görmekten kaynaklanır. Bundan kurtulma çaresi de şudur: Halkı Allah'ın kudreti altında esir, sana huzur veya sıkıntı vermekten aciz cansız varlıklar olarak görürsün, böylece onlara yaranmak için ikiyüzlülük yapmaktan kurtulursun. Onları kendi başlarına güç ve irade sahibi zannettiğin anda riyâ senden uzak kalmaz.
Sayfa 30
Şibli'nin (r.a.) dört yüz üstada hizmet ettiği rivayet edilir. Şöyle der: "Dört bin hadis okudum, bunlardan bir hadisi seçip onunla amel ettim, kurtuluşumun bu hadiste olduğunu anladığım için gönlümü diğer şeylerden temizledim. Öncekilerin ve sonrakilerin bütün ilminin bu hadiste mevcut olduğunu gördüm ve bununla yetindim. Bu hadis de şudur: Resulullah (s.a.v.) bazı sahabilerine şöyle buyurmuştur: 'Dünyada kalacağın kadar orası için çalış, ahirette kalacağın kadar da orası için çalış. Allah'a olan ihtiyacın nispetinde O'nun için çalış, ateşe sabrın kadar da ateş için çalış."
Sayfa 25
Oğlum! Sözünün ve fiilinin şeriata uygun olması gerekir. Çünkü şeriata uygun olmayan ilim ve amel sapkınlıktır. Ayrıca sûfilerin şatahatlarına, aşk ve vecd içinde kendilerinden geçerek söyledikleri sözlere ve yaptıkları hareketlere aldanmaman gerek. Çünkü tasavvuf yoluna girmek mücahede ve nefsin arzularını kırmakla, riyazet kılıcıyla hevâsını öldürmekle mümkün olur, taşkınlık ve hezeyanla değil.
Sayfa 24
Bilmiş ol ki seni bugün günahlardan uzaklaştırmayan ve ibadete yönlendirmeyen ilim, yarın da cehennem ateşinden korumayacaktır. Bugün ilminle amel etmez, geçmiş günleri telafi etmezsen yarın kıyamet gününde: "Bizi (dünyaya) geri gönder de salih ameller işleyelim" dersin; sana şöyle cevap ve rirler: "Ey akılsız! Zaten oradan geliyorsun!"
Sayfa 22