Dilara

Matematik derslerinde uzun uzun uğraşıp çözmeye çalıştığı mız "x+y=z" türünden denklemleri hatırlayın. Buradaki "x" aynen "y ve z" gibi bilinmeyen rakamları göstermekte kullanılır. Git gide dilimizde de "iks şahıs", "iks araba" gibi kullanımı yaygınlaştı. Peki, "x" harfinin "şey"den geldiğini biliyor musunuz? Hikâyesi ilginç. Endülüs'te her ilimde olduğu gibi matematikte de ileri olan Müslümanlar bilinmeyen rakamı ifade etmek için Arapça "şey'un" derlerdi. Bizim "şey" kelimesi yani... Fakat İspanyolcada "ş" sesi yoktur. Bu sesi ancak "x" sesi ile ifade ederler. Onu da "kh" diye, yani hırıltılı "h" olarak okurlar. İspanyollar Arapça bu kelimeyi "xey'un" olarak okudular. Bilinmeyen bir şeyi ifade etmek için "xeyun" kelimesi-nin ilk harfi olan "x"i kullandılar. Dolayısıyla tâ 1000'lerden bu yana bilinmeyene "x" denmesinin temelinde de "şey" var!
Sayfa 76
Reklam
Kendimiz olmak demek, kendi aklımız-fikrimize yaslanmak demektir. Aklı-fikri doğru anlayalım. Şikâyet ve suçlu aramak yerine kendimize, işimize bakalım. Nitekim Mevlâmız buyurur: "Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez." (Mâide Sûresi, 105. âyet)
Sayfa 69
Hep bilmek, kılmak, olmak diye hep söyleyip duruyoruz. Hatta bu minvalde yazdığımız bir beyit de vardır. Şöyle: Uyacak merd arıyor tarih şu üç kaideye Bileceksin, kılacaksın, olacaksın aşk ile... Peki, bu üç kavram ne anlama geliyor? Bilmek ilim, kılmak amel, olmak irfân demektir. Yani bilmeden kılmak, kılmadan olmak mümkün değil. Peki bu üçünün aşk ile ilgisi nedir? Çünkü aşk olmadan gerçek bilme, kılma ve olma olmaz. Yani ilmi, ameli ve irfânı Allah aşkıyla yapmayan kişinin kemâlâta ermesi mümkün değildir. Bilmek, kılmak ve olmak kulun işleridir. Kulun en üst derecesi ise aşktır. O yüzden Rasûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç özellik vardır. Kimde bunlar bulunursa cehennem ona, o da cehenneme haram olur: Allah'a inanmak, Allah'ı sevmek ve ateşe atılıp yanmayı küfre dönmeye tercih etmek." Yine O Allah Sevgilisi (sav) buyurdu: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine babasından da, evlâdından da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz."
Sayfa 63
Evet, bugün de itibar, hürmet, edeb hak edenlere gösterilmiyor. Oysa en büyük ilim edebdir. Çünkü kişinin kulluğunun temeli edebdir. Zaten "edeb"in anlamlarından birisi "kaide, temel"dir. Demek ki edeb bir aksesuar değildir. "Olsa da olur, olmasa da olur" denecek bir ayrıntı değildir.
Sayfa 57
Bu minvalde bir olay anlatırlar. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya sonunda yenilir. Amerikalılar ülkeyi bölge bölge işgal etmeye başlarlar. Bir Amerikan birliği bir Alman kasabasına girer. Kasabanın belediye başkanı belediye binasının anahtarını getirir, Amerikan birliğinin başındaki subaya teslim eder. Ama bir de ricada bulunur: "Lütfen bugün okulları tatil etmeyin." Evet, ülkesi, toprağı işgal edildiği gün bile o Alman'ın aklı okulda, öğrenen ve öğretenlerdedir. Eğer "Almanya nasıl oldu da 1945'te yerle bir edildikten sadece 15 sene sonra ayağa kalkabildi?" diye soruyorsanız, cevabı bu olaydadır. Bundan da ibret alalım. Bilgi, eğitim, terbiye bir toplumun kalbidir. O kalp çalışmazsa ne beyni, ne böbreği, ne midesi çalışır.
Sayfa 54
Reklam