MaviBaloo

MaviBaloo
@MaviBaloo
Adalet Bakanlığı
“Senin sıkıntıların da tuz misali... Zaman olur bu sıkıntıları azaltamazsın, miktarını düşüremezsin, sıkıntıyı çekmek zorunda kalırsın. Lakin yapabileceğin bir şey var; duygularını, düşüncelerini geniş tutmak! Bakış pencereni genişletmek. Aynı tuz bir tas içinde sana sıkıntı verirken, bir göl içinde etkisini bile gösteremez... Bazen biz sıkıntıları o kadar merkeze alırız ki, hayatımızın diğer alanlarını'es' geçeriz. Bir sineği gözüne yaklaştıran insan, bir süre sonra sinekten başka bir şey göremez olur. Sanırım hayatta neye baktığımızdan ziyade nereden baktığımız önemli!”
Sayfa 105·Kitabı okudu
Reklam
“Biz insan olarak, bünyemizde birbiri ile iç içe ama aynı zamanda birbirinin zıddı gibi görünen birçok özellik barındırıyoruz. Madde ile mana, dünya ile ukba, kalp ile akıl, beden ile ruh, duygu ile düşünce, iş ile aile bunlardan sadece birkaçı. Bizler bir sarkaç gibi bu noktalar arasında gidip geliyoruz. Ne zaman ki bizler, bizi oluşturan bu özelliklerin arasında bir ahenk ve denge yakalıyoruz, işte o zaman hayattan keyif alıyoruz. Bu dengeyi ve ahengi kaybettiğimizde ise kara bulutlar etrafımızı sarıyor. Sevgi ile nefret, bireysellik ve toplumsallık, gerçek ile hayal, bağımlılık ve hürriyet, korku ile ümit, neşe ve elem, tevazu ile gurur insan ruhunun diğer karşılıklı çizgileri. Eğer insan bu çizgilerden birinde takılıp kalıyorsa o zaman ortaya psikolojik sorunlar çıkıyor. Daima hayal dünyasında yaşayan, toplum içine hiç çıkmayıp hep yalnız kalmak isteyen, tüm insanlardan nefret eden, bir başkası olmadan iş yapamayan kişiler genelde sarkacın bir ucunda takılıp kalan kişiler aslında.”
Sayfa 103·Kitabı okudu
“Yaşamlarında 'anlamsızlık' duygusu ağır basan bireyler iç dünyalarında bir 'boşluk' duygusuna yani 'varoluşsal boşluğa' yakalanıyor! Insanın içindeki o büyük varoluşsal boşluk ancak hayata katılacak bir'anlamla' dolabilir. Insan ise içindeki bu anlam boşluğunu güç. para ve haz arzusu ile doldurmaya çalışıyor, ancak başanılı olamıyor.”
Sayfa 99·Kitabı okudu
- "Bir öğrenci düşünün, önemli bir imtihana girecek ve o imtihan sadece üç saat sürecek. Bu imtihan onun geleceğini belirleyecek. Bu öğrenci tüm enerjisini 'imtihanda nasıl mutlu olurum' sorusuna yoğunlaştırıyor. Amacı imtihanı iyi geçirmek değil, mutlu geçirmek. İmtihanda mutlu olmak için yanına eğlencelik gıdalar alıyor, fıkra kitabı hazırlıyor ve imtihan esnasında sevdiği oyunları oynuyor. Bu öğrencinin imtihanı keyifli, mutlu geçmiştir ama iyi geçmemiştir. İslam bu dünya imtihanının iyi geçmesine odaklanır. İmtihan iyi geçtikten sonra, artık ebedi mutluluk ka-zanılmıştır. İyi geçen bir imtihanda, insan zorlansa bile bu çok sorun teşkil etmez. Bu nedenle Müslümanlar bu dünyada zorlansa bile bunun doğal bir süreç olduğunu bilirler. Amaç öteki dünya mutluluğudur. Bu da Allah'ın emrettiklerini yapmak ve yasaklarından kaçınmakla mümkündür"
Sayfa 86·Kitabı okudu
“Peygamberlerin gösterdikleri mucizeler tarihte kaldığına göre, o mucizelerin varlığının bize söylediği hiç mi bir sey olmayacak? Peygamberlerin fiziki varlıklarına muhatap olamasak da, mucizeyi yaratan peygamberin kendisi değil de, Rabbimiz olduğuna göre, o mucizenin kaynağıyla ilişkimiz sürüyor demektir. Bizler peygamber değiliz ancak peygamberleri yaratanla, bizi yaratan aynıdır. İsteklerimizi, hayallerimizi ve düştüğümüz çıkmazları Rabbimizin mutlak kudretine emanet ederek, bize ne imkânlar sunacağını ve hangi imkânsızlıklardan kurtaracağını görmeliyiz.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Reklam