"Niye ıslaksın sen?"
"Yoooğ!"
"Yoğğ ne lan?"
"Beni mi takip ediyorsun diye sorcan zannettim de abi. Cevabı hazırlamıştım önceden."
"Cevabını bildiğim sorular sormam ben. Şimdi söyle bakalım, neden takip ediyodun beni?"
"Mecnun ben abi. Mecnun Çınar. Taksici Iskender'in oğlu diye kime sorsan söyler abi."
"Bunu da hazırlamıştın di mi? Kimsin lan sen deyyus dive sorcam sandın tabii."
"Deyyusu beklemiyodum doğrusu. O ne öyle ya, dede küfür gibi."
"Uzatma da cevap ver. Niye takip ediyodun beni?"
"Valla böyle durumlarda ne yapılır bilemediğim için heyecanla attım kendimi denize."
"Bak gitti başa döndü. İstediğin sorudan başlayabilirsin
dediler de orada takılı mı kaldın sen aslanım?
"Heyecan yaptım da kusura bakma abi. İlk defa bi' hırsızla karşılaşıyorum."
"Hırsız mı? Yuh! Ayıp ama ya. Aşk olsun. Ben öyle bi'insan mıyım?"
"Biri yere düştüğünde tutup kolundan kaldırmak bu kadar mı zor? Işıl ışıl iyilik dururken, kötülüğün tarafını seçmek neden? Kalbinizde yeşil bir ağacınız, şarkı söyleyen kuşlarınız yok sizin! Sokakta gördüğünüz bir ağacın yanından yalnızca geçip gitmeyi bilirsiniz! Hayvanlara ezi yet edersiniz, çocuklarınıza sevgiyle yaklaşmazsınız. Fakat hissedin! Hissedin! Kalbiniz var! Düşünün! Bir düşünün!Aklınız var! Insan başka nasıl değişir yoksa? Sabahları güneş hepimiz için doğmuyor mu, niçin karanlıkta kalıyor sizin kalpleriniz? Hepimiz aynı gökyüzünün altında yaşamıyor muyuz, niçin bulutlanıyor aklınız?"