Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en geniş cümlem:
İçimi açtım sana. İçini açmak için...
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? Ne sana ait bir söz ne de hatıramda bir anı. Yanımda adın geçse bir yabancı umursamazlığıyla başımı bile çevirmem.
Kimdim ki ben senin gözünde? Yüzlercesi arasından sadece birisi, sonrasız sürüp giden bir zincirde tek bir serüven halkası. Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağırsan birden ayağa kalkıp sana gelecek gücü bulurdum. Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de kendisine acınmasını da
teselli edilmeyi de istemez.