Fresko Üçlemesi
Bazı kitaplar vardır; onlarla uzun bir yolculuğa çıkar, sayfalarından çıkan insanları gerçek hayatınıza taşırsınız.
Olayların nasıl gelişeceğini merak ederek yaşar, günlük hayatın içinde bile aklınızın bir köşesinde onların hikâyelerini taşımaya devam edersiniz. Hatta bazen, hayat durmuş gibi hissedersiniz; kitaptaki yolculuğu yarım bıraktığınız her an, ilk fırsatta kaldığınız yerden devam etmek için sabırsızlanırsınız.
Fresko Üçlemesi bana tam olarak bunu hissettirdi. Kesişen hayatlara neler olacağını, hangi hikâyenin diğerini tamamlayacağını ya da tamamlayıp tamamlayamayacağını büyük bir merakla okudum. Üç kitap da bana sıcacık hisler verdi.
Bir apartmanda yaşayan insanları tanıyarak başladığım yolculuk; ikinci kitapta çalışma kampları, ırkçılık ve toplumsal travmalarla derinleşti. Üçüncü kitapta ise tüm bunların ardından değişen, dönüşen ve eksik kalan hayatlar karşıladı beni. Ve nihayetinde, spoiler sayılmaz diye düşünüyorum, her şeye rağmen bazıları için mutlu sonla bitti. İyi ki de öyle bitti.
“Ev, insanda ağrıya sebep olur muydu hiç?”