Edebiyat tarihi dendiğinde insanın aklına genelde tozlu raflar ve ağır cümleler gelir ama Hayyam bunun tam tersi. Elime Rubailer’i aldığımda sanki XI. yüzyıldan kalma bir bilgeyle değil de, bugünün
ömer hayyam'ın günümüzde bazı çevrelerce hala dinsiz olduğunun savunulması sebebiyle 'aslında müslüman' gibi saçma betimlemelerin ortaya çıkması 1000 senede ne kadar az değiştiğimizin göstergesi.
Ömer Hayyam dinsiz, kadın düşkünü, şarapçı olarak lanse edilse de tasavvufta kullanılan metaforlar gibi onun rubailerinde geçen sevgilinin Allah’ı, şarabın Allah aşkını, sarhoşluğun da vecd halini simgelediğini düşünüyorum. Bu bakış açıyla okunduklarında anlamları bambaşka bir boyut kazanıyor. Hatta biraz daha ileriye gideyim: Dörtlüklerinde sadece sufizmi değil, melamiliği de seziyorum. Melami, bildiğiniz üzere, gerçek özelliklerini saklayarak halkın kınamasını üzerine çekendir. Görünen o ki Ömer Hayyam bu hususta gayet başarılı olmuş.
Ömer hayyam müslüman bile değildir diye geçer bu rubailerden nasıl Allah aşkını çıkardınız oldukça meçhul adam zaten aksini göstermek icin yazmis bunları :)