Üstelik insan denen şey anlayanı niye arar biliyor musun, suç ortaklığı için, ya da onun da kendinden olup olmadığını anlamak için. En yaramaz adamı, sapığı bir anla bakalım ne yapıyor, anlayan kenara geçemez artık. Anladığını anlayan tasdik ettiğini, tamam dediğini düşünüp seni kendinden sayar arkana da geçiverir. Anlama. Duyuyor musun?
Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çokutan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamaya caksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zan nedeceksin.
Aziz yavaş yavaş kendi aramaları bitince öbürünün aramaya başladığını, ilk bulamayanın başka, sonraki bulamayanın başka olduklarını anlar gibi olmuştu. İlk arayıp bulamayan bulamama neticesinde değişiyor, sonraki arayan ise onun ilk halini arıyordu. Neticede birbirlerini bulsalar da birinci daha kırık ve değişmiş, sonraki aradığı aslında o değilmiş hissi ile baş başa kalıyordu.