Hayatımın yaklaşık on senesini, günde 2 ila 4 saat kadar süren Zen meditasyon uygulamaları ile geçirdim. Ayrıca senede iki üç defa dağların, ormanların ücra köşelerinde inzivaya çekildim. Meditasyona dair bahsetmiş olduğum durum ve hallerin hepsini bizzat yaşadım. Daha sonra bu yöntemi terk ederek tedrici olarak zikir ve sema uyguladım. Aradaki en önemli fark, tasavvuf çerçevesinde yapılan uygulamaların, bağlı olduğum kişi tarafından bana ders olarak verilmesiydi. Miktarı ve tarzı o belirliyordu. Bu durumu, uçakta gözetim altında, yardımcı pilot olarak uçmaya benzetebiliriz. lkinci önemli fark ise uçuşun ilk başlarda çok "alçaklarda" seyr etmesiydi! Günde 4 saat meditasyon yapıp zihnimi parlak bir ayna haline getirme ye çalışırken artık en fazla yarım saat süren zikir dersleri ile "yetiniyordum"! Tabii bu arada hacc ziyareti yapmış, (beş vakit namaz ile teheccüd namazı gibi nafile ibadetler de dahil) asgari lslami vazifeleri yerine getirir olmuştum. Başlangıçta sema dönüşleri (sema aslında bir zikir halidir), eski meditasyon tecrübelerime benzer, "yüksek uçuşlar" yapmamı sağlasa da ne dense sonraları bu zikri de bıraktım.