Rüveyda

Rüveyda
“Bizi korkutan şey;içimizdeki karanlık değil,ışığımızdır”…” “Adığe Pşaşe”
Helva, sizin evinizde kavrulmadıkça hep tatlı gelir.
Deprem oluyor — “siyaset yapmayın.” Maden çöküyor — “şimdi zamanı değil.” Kadın öldürülüyor — “olayı politize etmeyin.” Çocuk ölüyor — “acının üstünden siyaset olmaz.” Okulda kurşun sıkılıyor — “lütfen gündem yapmayın.” Peki biz neyi konuşacağız? Sen sonucu konuşmak istiyorsun ama nedeni konuştuğun an “siyaset yapmış” oluyorsun. Bir bina yıkılıyor. “Ah kader.” Ama “neden denetim yapılmadı?” dediğin an… hop, siyaset. Bir maden çöküyor. “Çok üzücü.” Ama “güvenlik önlemleri neden yoktu?” dediğin an… yine siyaset. Yani acı serbest, sorgulama yasak. Garip bir sistem bu. Yangını izleyebilirsin ama yangın tüpünün neden boş olduğunu soramazsın. Ağlayabilirsin ama “kim sorumlu?” diyemezsin. Eğer hayatta kalmak, nefes almak, sağlam bir binada barınmak ve yolda yürürken durduk yere öldürülmemek siyasetin konusu değilse... Biz bu devasa organizasyonu niye kurduk? Bütün bu meclisler, o bitmek bilmeyen kravatlı lümpenlerin toplantıları, o koca koca binalar sadece kavşaklara dikilecek lalelerin ihalesini yapmak ve pazar günleri park açılışlarında kurdele kesmek için mi var? Lütfen yetkili bir merci bana siyasetin mesai saatlerini ve ilgilenmeye lütfettiği konuların tam listesini bir Excel tablosu olarak mail atsın, çünkü ben her defasında bu mantık hatasıyla yüzleşmekten artık gerçekten delirmek üzereyim.
Rüveyda
“Acı serbest, sorgulamak yasak” 👌🏻 sorgularsan hapislerde çürürsün!
Reklam
Bir grup sahte profilin bir grup sahte profil arasında etkileşim yükseltmesini izliyoruz. profesyonellikten çok uzak olduklarını, kendilerini geliştirmeleri gerektiğini söylemek isterim:) Ama böyle mutlu iseler ne diyebilirim ki; mutluluklar…
1000Kitap
Rüveyda
Bize bulaşmasalar keşke:( ama bulaşıyorlar maalesef.
Suçum, sadece sevmekti…
10/10
·1062 syf.··
2026 27. kitabı
“Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Dünya edebiyatının en meşhur giriş cümlesiyle başlayan bu dev yapıt, bize mutluluğun değil, mutsuzluğun anatomisini anlatıyor. Tolstoy, 1000 küsur sayfa boyunca sadece bir kadının trajedisini değil, koca bir imparatorluğun ve insan doğasının röntgenini çekiyor. Anna Karenina karakteri, edebiyat tarihinin en kanlı canlı, en gerçek kahramanlarından biri. Onun Kont Vronsky’ye olan tutkusu sadece bir ihanet değil; içinde hapsolduğu donuk, kuralcı ve ikiyüzlü yüksek sosyeteye karşı bir başkaldırıdır.Ancak Tolstoy bize şunu hatırlatıyor: Toplumu karşısına alan bir kadın, o toplumun vicdan azabıyla ve kendi suçluluk duygusuyla nasıl baş başa kalır? Anna’nın yavaş yavaş paramparça olan ruhunu okumak, bir trenin yaklaşmasını izlemek kadar gerilimliydi bence. Birçok okur Anna ve Vronsky’nin aşkına odaklansa da, benim için kitabın asıl kalbi “Levin”dir. Levin’in toprakla, inançla ve ölümle olan mücadelesi aslında bizzat Tolstoy’un kendi arayışıdır. Anna şehri, tutkuyu ve yıkımı temsil ederken; Levin köyü, sadakati ve anlam arayışını temsil ediyor. Kitabın bu iki zıt hayatı paralel işlemesi, eseri sadece bir roman değil, bir hayat rehberi kılıyor. ️Belki bir parça SPOİLER!!!️ Kitapta beni en çok etkileyen, toplumun Vronsky gibi bir erkeği "çapkın" olarak kabul edip, Anna gibi bir kadını "iffetsiz" diye dışlaması oldu. Tolstoy, 19. yüzyıl Rusya’sındaki bu ahlaki çifte standardı öyle ustaca işliyor ki, günümüzde bile ne kadar güncel olduğunu hayretle görüyorsunuz. ****Neden Okumalısın?**** Tolstoy, bir karakterin zihninden geçen en ufak bir kıskançlığı veya pişmanlığı sayfalarca anlatırken sizi hiç sıkmıyor; aksine "Evet, aynen böyle hissedilir!" dedirtiyor. Bir at yarışını,
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
kitapmood isimli okura yanıt verildi
Rüveyda
O zaman ertelemeyin😊 Şimdi değil de ne zaman😇 zaten başlayınca bırakmak istemeyeceksiniz☺️