Yeniçeriler, dönmek istediklerini, düşmanı bulmanın imkân ve ihtimali
olmadığını, dünyanın öbür ucuna kadar yürüseler Kızılbaş'a tesâdüf
edilmiyeceğini söyleyip, tezahürat yaptılar. Bu hâdise üzerine Yavuz, derhal
atına atladı. Yeniçeriler'e müessir ve sert bir şekilde hitap ettikten sonra,
icabında tek başına gideceğini söyledi ve atını doğu istikametine sürdü.
Hükümdârın azminin te'sîrinde kalan ordu, onu tâkib etti.
Yavuz, idam ettirdiği 2 ağabeyi ile 10 yeğeninin servetlerini Hazîne'ye
almamıştır. Hepsini vefat edenlerin zevcelerine, kızlarına, analarına, yâni
kanunî mirasçılarına vermiş, üstelik bunların hepsine maaş bağlatmıştır.
Sultân Ahmed'in
pek büyük olan servetini, son kuruşuna kadar hayatta bulunan yaşlı anası
Bülbül Hâtûn'a vermiş, oğlunun şânına lâyık hayır eserleri yaptırmasını da
tavsiye eylemiştir
(M. Ç. Uluçay, V. Türk Târih Kongresi Zabıtları, 428)
•Bütün bunlar, bu fecî idamlardan Yavuz'un aslâ mes'ul olmadığını,
Türkiye'nin birliği ve yüksek menfaatleri uğruna yapıldığını, ortaya koymaktadır.
Nihayet Sultân Selîm, babasının hayır duasını rica etti,
oğluna dua eden Sultân Bâyezîd, elini öptürerek veda etti. Her ikisi de ağladı.
Maiyetlerinde bulunanlar da çok üzgündüler. Türk tarihinin bir safhası kapanmıştı, yeni bir safha açılıyordu
•(Tâcü't-Tevârîh, II, 206)
Yavuzun oğlu Şehzâde Süleymân, 14 yaşına
gelmişti (1509). Bülûğ yaşına gelen şehzâdelere sancak verilmesi kanundu. Yavuz, babasından, oğlu için Bolu sancağını istedi...