20. yüzyılın başlarında
2. Abdülhamîd'in hılâfet politikası İngiltere, Fransa, Rusya, Holanda gibi
on milyonlarca Müslüman'ın yaşadığı ülkeleri sömürgeleri hâline getiren
Batılı emperyalist devletleri çok korkutmuştu. Bu korkunun, 1920 yılları
başlarına kadar devâm ettiği, bilhassa İngiltere resmî vesîkalarının
binlercesinde görülür.
Şâh İsmâîl'in törenle Ebû-Bekr, Ömer, Osmân, Âişe gibi
İslâm büyüklerine lânet ve küfr ettirmesi, öz annesi dâhil Şîî olmayı reddeden Sünnîler'i öldürtmesi, kılıç ve kan siyâseti, Müslümanlar'ı müteessir etmişti. "Babacığım" diye riyâkârca yaltaklandığı Sultân
Bâyezîd'in topraklarını çiğnemesi, Anadolu'da ihtilâller çıkartması, Anadolu
halkını Şîa'ya ve kendisini imâm tanımaya dâveti, mağrur Osmanlı'yı alt üst etmişti.
1517'de Mısır'ın fethi ile Osmanlı Türkiyesi'ni Cihân Devleti hâline getiren, Yavuz Sultân
Selîm'dir.
•Cihân Devleti, Arz'a hâkim olan devlet demek değildir, zâten
târihte böyle bir devlet yoktur. Mutâbakatı olmaksızın Dünyâ politikasında kapital bir değişiklik yapılamıyacak güce erişmiş Devlet demektir. Osmanlı
Türkiyesi, 1683'e kadar bu durumu, 1771'e kadar da 1. Dünyâ Devleti
durumunu muhâfaza etmiştir.
Ey ibret dolu geçmişten ibret alacak yerde
Günübirlik işlere, dedikodulara batmış kişi..!
Sen uyu bakalım, ama zaman için
Ne demek dinlenmek, ne demek uyku...
"Akıncıların hemen hemen bütün seferlerinde saldırdıkları bölgeyi ve halkı çok iyi tanıyor olmaları, insanı hayrete düşürüyor. Osmanlıların casus ağı nerdeyse Almanya'nın içlerine kadar yayılmıştı. Bu casuslar son derece gözü pek ve etkiliydi. Osmanlı imparatorluğu, komşularında olup biten her önemli şeyden haberdar oluyordu. Alman ya da Macar topraklarında düzenlenen bütün ortak toplantıların ayrıntıları, Türk ajanları tarafından İstanbul'a gönderiliyordu."
•Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmet ve zamanı, syf. 314