Medet Özen

Medet Özen
“Eti geçti duydun mu? Bıçak kemikte!”
Körelen İnsanlık Mı? Körelmesi Gereken Bazı Kültürler Mi?
8/10
·79 syf.··
2022 20. kitabı
Eski bir İstanbul kültürü üzerinden sunulan oldukça yaratıcı, sade ve trajik bir eser. Her birinin hayat hikayesi farklı üç arkadaş: Semih- Süleyman- Hayri Bu üç arkadaşın aç karınlarına rağmen hayal kurmasını sağlayan ve hayallere ulaşmasındaki araç olarak gördükleri şey aslında ne bir hırsızlık ne bir eşkıyalık ne de bir ahlâksızlıktır, bu araçları sadece kuş avcılığıdır. Çeşit çeşit, renk renk kuşlar yakalanır kafeslere doldurulur ve çeşitli dini mekânlar önünde( camii, klise, sinagog vs. ) insanlığın bu kuşlara özgürlük şansı vermesi için alması sağlanır. Eski bir inanıştır bu (!) Eskiden; diyor yazar, çok kuş satılırdı bizim buralarda insanlar sıraya girerdi kuş alıp uçurmak için ancak şimdi yok o insanlık. Yani bu kültüre göre bir yerde ne kadar çok kuş satılırsa orada o kadar çok insanlık var demekti. Kitabı bu açıdan yorumlayınca gerçekten kuşların özgürlüğüne kayıtsız kalınması insanlık adına üzücü ancak kuşların açısından bakılırsa böyle bir kültür keşke hiç olmasaydı dedirtebilir. Ancak böyle farklı bir konu üzerinden Yaşar Kemal’in yozlaşan insana vurgusu yine hayran bırakıyor. Keyifli okumalar.
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Aşkın Gücü Halkın Gücü
8/10
·124 syf.··
2022 18. kitabı
Bir kitap düşünün kapağında dahi Ahmet ile Gülbahar’ın aşkını anlatsın ama kapağını açıp masalımsı anlatımın içine düştükçe sizi Zindancı Memo’ nun aşkına hayran bıraksın. İşte sanırım Yaşar Kemal’ in bu kadar değerli olmasının tesadüf olmadığının ispatlarından biri de bu tarzıdır. Ayrıca Yaşar Kemal okurken, anlattığı yerleri daha önce gidip görmenize gerek yok öyle bir tasvir gücü var ki sizi mekanda tutuyor. “Ağrı Dağı Efsanesi” de tasvir gücünü tabanca gibi kullandığı eserlerinden biri olarak karşımızda. Ahmet’ in geleneklere bağlılığı, Sofi’ nin karşılıksız yoldaşlığı, Musa’ nın iyi niyetliliği, Gülbahar’ın kabaran sevdası, Zindancı Memo’nun muhteşem karşılıksız aşkı ve fedakarlığı, Mahmut Han Paşa’nın zalimliği, Demirci Hüso’nun direnişi; Beyazıt- Ağrı-Erzurum- Kars- Iğdır- Van halklarının muhteşem aşka olan saygısının vesile olduğu birlik ve beraberliğin verdiği yapıcı güce vurgular... Tüm bu saydıklarım sizi tamamen samimi sıcak bir olayın ortasına bırakıp tek seferde okumanıza vesile olacaktır. Kitap adeta Yunan tragedyalarının Türkiye uyarlanması tadında oldukça orijinal ve oldukça akıcı özelliklere sahip. Kitaba yönelik tek bir tatminsizlik yaşadım o da sonunun biraz daha çarpıcı bitmesi yönünde beklentim yüksek olduğu için olsa gerek diye düşünüyorum. Keyifli okumalar...
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
İçimizdeki Şeytan Mı Yoksa Sığınağımız Mı?
9/10
·256 syf.··
2022 14. kitabı
SPOİLER(!!!) Kitap kapağında ne bir resim ne bir isim ne de bir yazar adı olmasa da okuyunca Sabahattin Ali kalemi diyebileceğimiz bir eser. Üstelik bunu anlamak için müneccim olmaya gerek yok sadece iki üç eserini daha önce okumuş olmak yeterli bir kriter. Macide- Ömer- Bedri acaba kim hak ediyordu gerçek aşkı? Acaba kim mutlu bir hayatı hak ediyordu? Acaba kim doğru olanı yapmıştı? Acaba kim bu hayatta saf ve dürüst kalabilmeyi başarabilmişti? Her eserinde sorgulatan Sabahattin Ali burada da yine okuru duygusal çatışmalara sürüklüyor. Okurken şunun yerinde olsaydım ne yapardım bunun yerinde olsaydım ne yapardım ne hissederdim diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ömer’i ayak uyduramadığı yeni hayatı yuttu, Macide’yi gerçekten mi yoksa hevesten mi içine düştüğünü anlamadığı aşkı yuttu, Bedri’yi ise içine gömdüğü duyguları yutmaya çalıştı ama iyilik ve saf duygular her zaman masallarda mutlu sona ulaşmak zorunda değildi. Sonunda içine gömdükleri bir yarım kalmışlık yerine onu ayakta tutan bir destekçisi olacaktı. Kitaptan özellikle çıkardığım güzel bir ders var ki o da şu: Hiçbir kötü sonucu kendi seçimlerimize bağlamaktan korkarak içimizdeki şeytana yüklemek bizi doğruya ulaştırmayacaktır. Bu kadercilik düşüncesini bazen kenarı bırakmamız gerekiyor. Hayatta bizi kötü sonuçlara götüren şey her zaman dış bir irade tarafından değil kendi tercihlerimizden de olmaktadır. Keyifli okumalar...
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
Zamanında Başkaldırabilmeli Bir Toplum !
9/10
·196 syf.··
2022 11. kitabı
Aslında eseri okurken ancak araştırdığım kadarıyla vâkıf olduğum geçmişimizin karanlık ve acı dönemlerine yönelik bir bağdaşım kurdum. Hiç hesapta yokken ortaya çıkan bir başkan onca yıldır sükunet içinde yaşayan bir toplumu kendi ego tatmini ve güç zehirlenmesiyle dağıtır. Önce her şeyi bir sorun gibi göstermeye başlar ve en sonunda kendi görüşlerini halka benimsetir. (Belki bizim toplumumuzda o dönemler belli bir sükunet yoktu ama yine de insanı insana kırdırarak ve ideolojileri çarpıştırarak huzuru sağlamanın her zaman acımasız bir yöntem olduğunu düşünüyorum.) Bu eserde yer alan başkan benim bakış açıma göre “Asli Kurucu İktidarın” başını temsil eden emekli bir başkanı, martılar kendi halinde yaşayıp giden işçi-emekçi kesimi, onları alt etmeleri için desteklenmiş ve şişirilmiş tilkiler onlardan karşı ideolojiye sahip yıkıcı kesimi, ortaya çıkan yılanlar ezilen işçi-emekçi alt tabakanın yokluğunda ortaya çıkan kötü sonuçları, bir hücumbot ile alkışlarla karşılanan -sözde kurtarıcı- uzman o dönemlerde var olan yönetimler tarafından kurtarıcı gözüyle bakılan Amerikan emperyalizmini, zenginlik hayaliyle adasına ihanet eden halk darbe anayasasını %90 küsür oy ile kabul eden insanlarımızı, Yazar ise o dönemde işçi- emekçinin hakkını savunduğu için idam edilen genç fidanları temsil etmektedir. Bilmiyorum belki çok anlamsız bir bağdaşım kuruyorumdur ama ben de böyle bir anlam gücü barındırması kitabı tek sefer bitirmeme yetti. Her zaman söylerim Livaneli her zaman okunmalı okutulmalı... Keyifli okumalar...
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,2bin okunma
Umut Veren Proleterler Olmalı (!)
9/10
·352 syf.··
2022 10. kitabı
Bakanlıklar : Barış Bakanlığı- Gerçek Bakanlığı- Sevgi Bakanlığı- Varlık Bakanlığı Kitabı özetleyen cümle : “Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.” George Orwell bu eserinde mükemmel bir karşı ütopya kurmuş ancak her ne kadar distopik de olsa günümüz gerçeklerini muazzam bir şekilde yordama gücüne sahip. Totaliter rejimler; insan beynini yıkama üzerine kurduğu iktidarlarının sarsılmaz bir güce dayandığını, toplumun mutlak bir biçimde içselleştirmesini istemektedir. Bu iktidarların amacı insanları; sorgulamayan, araştırmayan, konuşmayan tamamen itaatkâr boş beyinlere dönüştürmek ve onları otomatikleştirmektir. Bunu yapabilmek için toplumu bir kobay faresi gibi sürekli denetim altında tutmak gerekmektedir. İşte Orwell’ın mükemmel hayal gücünün eseri olan ütopyasında bu denetimi tele-ekranlar sağlamaktadır. Özellikle düşüncesuçu adı verilen ve Büyük Birader’ e ihanet sayılan eylemlerin cezası gece baskınlarıyla tutuklanma ve ardından 101 numaralı odalarda düşünce değiştirme ile son bulmaktadır.(Günümüze ne kadar benzer yanları var değil mi?) Orwell baskıcı rejime karşı anarşist özellikleri gösteren Winston’ a yüklediği anlamlar aslında onun çaresiz bir ikilimde olduğunu, “ Bir umut varsa proleterlerde” diye giriş yaptığı güncesinin ilerleyen bölümlerinde aslında proletaryanın asla ayaklanamayacağını belirterek göstermiştir. Çünkü proletarya belli bir kabulleniş içine sürüklenmiştir. Çünkü proletarya yoksulluğa ve cehalete sürüklenmiştir. Çünkü proletarya uyutulmuştur... Olayın mekanı olan Okyanusyada Parti(iktidar) o kadar kısıtlayıcıdır ki Winston ve Julia’ nın tele-ekranlardan gizli sevişmeleri bile siyasi bir eylem görevi görmektedir. Böylesine sindirilmiş sığ bir toplum yapısı itaat etmekten daha fazla ileri
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma