Bir kitap düşünün kapağında dahi Ahmet ile Gülbahar’ın aşkını anlatsın ama kapağını açıp masalımsı anlatımın içine düştükçe sizi Zindancı Memo’ nun aşkına hayran bıraksın. İşte sanırım Yaşar Kemal’ in bu kadar değerli olmasının tesadüf olmadığının ispatlarından biri de bu tarzıdır. Ayrıca Yaşar Kemal okurken, anlattığı yerleri daha önce gidip görmenize gerek yok öyle bir tasvir gücü var ki sizi mekanda tutuyor. “Ağrı Dağı Efsanesi” de tasvir gücünü tabanca gibi kullandığı eserlerinden biri olarak karşımızda.
Ahmet’ in geleneklere bağlılığı, Sofi’ nin karşılıksız yoldaşlığı, Musa’ nın iyi niyetliliği, Gülbahar’ın kabaran sevdası, Zindancı Memo’nun muhteşem karşılıksız aşkı ve fedakarlığı, Mahmut Han Paşa’nın zalimliği, Demirci Hüso’nun direnişi; Beyazıt- Ağrı-Erzurum- Kars- Iğdır- Van halklarının muhteşem aşka olan saygısının vesile olduğu birlik ve beraberliğin verdiği yapıcı güce vurgular...
Tüm bu saydıklarım sizi tamamen samimi sıcak bir olayın ortasına bırakıp tek seferde okumanıza vesile olacaktır.
Kitap adeta Yunan tragedyalarının Türkiye uyarlanması tadında oldukça orijinal ve oldukça akıcı özelliklere sahip. Kitaba yönelik tek bir tatminsizlik yaşadım o da sonunun biraz daha çarpıcı bitmesi yönünde beklentim yüksek olduğu için olsa gerek diye düşünüyorum.
Keyifli okumalar...